İki güne sığdıramadığım , farklı kültürlerinde bal-kaymak gibi uyumlu olabileceğini anlatan , ama fazla kaçarsa boğazı yakacağını da hissettiren , keşke bitmeseydi dediğim kitaplardan birisi. Ortaokul-lise arasında okuduğum bu kitabın haşmeti hala hatıramda , piraye de benliğimde yaşamakta.
İçinde papatyalarla bana gelen bu kitabı hem onca yol geçtiği için hem de “örneğin sen öğleden sonra dörtte geleceksen ben saat üçte mutlu olmaya başlarım. mutluluğum her dakika artar. saat dörtt artı sevinçten ve meraktan deli gibi olurum. ne kadar mutlu olduğumu görmüş olursun. ama herhangi bir zamanda gelirsen yüreğim saat kaçta senin için çarpacağını bilemez. insanın belli alışkanlıkları olmalı…” böyle beni yansıttığı için, yeri bambaşka. En sevdiğim kısımlardan biri.
İnsanlığın çamurunu silmek yerine , ses çıkartmak için daha kaç yaşamdan geçmemiz gerek ? Değişmeyen tek durum insan maskesinde gezinmek. Bundan yıllar önce de bu böyleymiş , yıllar sonra umarım olmaz. Sayfalarını kurutmak zorunda kaldığım , okuduğum ilk gerçek hayat mücadelesi. Lütfen okuyun.
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat · 200211,6bin okunma
Tam tavşanı takip edecektim ki bitti..
Lise zamanımda beni felsefeye ısıtan bir kitap. Almamı sağlayan öğretmenime selamlar Yaklaşımlarını genişlet ama fazla kaptırma. Yoksa çevrenin “yeter” dediğini duyabilirsin.
“karşılıklı acıların birbirlerinin etkisini arttırdıkları vakitlerde düştün aklıma.Aklıma yayıldın.
.
.
Her kadın gibi doğurmak hevesi, her erkek gibi dağların doruklarında biraz gözden ırak hüzünlenme denemeleri aslında. Kusura bakma, kafam biraz dağınık,
Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.”