Ibad

Ibad
@Honclof
"Şu soruma yanıt ver: benden gerçekten hoşlanıyor musun, yoksa hoşlanmıyor musun?" Bir anlık sessizlik oldu; sonra Vahşi çok alçak bir sesle, "Seni dünyadaki her şeyden çok seviyorum," dedi. "Öyleyse niye söylemedin?" diye haykırdı, öyle hırslanmıştı ki sivri tırnaklarını Vahşi'nin bileğinin derisine geçirdi. "Haftalardır beni perişan ettikten sonra bekâret, aslanlar ve elektrikli süpürgelerden bahsederek saçmalayacağına niye öyle öylemedin?" Elini bıraktı ve öfkeyle fırlattı. "Senden bu kadar hoşlanmasaydım canına okurdum," dedi.
Sayfa 194·Kitabı okudu
Hayal Kırıklığı
Reklam
Julia, birden, "Sana ihanet ettim," deyivermişti. "Sana ihanet ettim," demişti Winston da. Julia, Winston'a bir kez daha hoşnutsuzlukla bakmıştı. "Bazen," demişti, "seni aklının ucundan bile geçmeyecek öyle bir şeyle tehdit ediyorlar ki, dayanamıyorsun.O zaman, 'Bana yapmayın, başkasına yapın, bilmemkime yapın,' deyiveriyorsun. Sonradan, bunun yalnızca birnumara olduğuna, sırf onları durdurmak için söylediğine, aslında öyle düşünmediğine inandırabilirsin kendini.Ama öyle değil işte. O sırada bile isteye öyle söylüyorsun. Kendini kurtarmanın başka bir yolu olmadığını düşünüyorsun, kendini kurtarmaya can atıyorsun. Ötekinin başına gelmesini bal gibi istiyorsun. Ne acılar çekeceğini umursamıyorsun. "Yalnızca kendini düşünüyorsun." "Yalnızca kendini düşünüyorsun," diye tekrarlamıştı Winston. "Sonra da, ötekine karşı eskiden duyduklarını duyamıyorsun artık." "Haklısın," demişti Winston, "duyamıyorsun." Söylenecek fazla bir şey kalmamış gibiydi. İncecik tulumları rüzgârda bedenlerine sürtünüyordu. Birden, öyle suskun oturmanın utancını duymuştu ikisi de; üstelik hava hiç kıpırdamadan oturulmayacak kadar soğuktu. Julia metroyu kaçırmaması gerektiğini mırıldanarak ayağa kalkmıştı. "Görüşelim," demişti Winston. "Evet," demişti Julia da, "görüşelim."
Sayfa 314·Kitabı okudu
Hüzün
"Bizi bizim iyiliğimiz için yönetiyorsunuz," dedi duyulur duyulmaz bir sesle."İnsanların kendi kendilerini yönetemeyeceklerine inanıyorsunuz. O yüzden de.." Sözünü bitiremeden çığlığı bastı.Ansızın bıçak gibi bir acl saplanmıştı bedenine. O'Brien kolu kaldırmış, ibreyi otuz beşe yükseltmişti. "Çok aptalcaydı, Winston, çok aptalca," dedi. "Bu kadar aptalcasını senden beklemezdim, çok daha akıllıca bir yanıt vere bilirdin."
Sayfa 284·Kitabı okudu
Mizah
Sonra, yanıtların çoğunu bildiği sıradan bir sorgulama yapıyormuşçasına, alçak sesle, duyarsızca soruları sıralamaya başladı. "Hayatınızı vermeye hazır mısınız?" "Evet." "Cinayet işlemeye hazır mısınız?" "Evet." "Yüzlerce masum insanın ölmesine yol açabilecek sabotaj eylemlerine girişmeye?" "Evet." "Vatanınızı yabancı devletlere satmaya?" "Evet." "Düzenbazlık, sahtekârlık, şantaj yapmaya, çocukların zihinlerini bulandırmaya, alışkanlık yapan uyuşturucular dağıtmaya, fahişeliği özendirmeye, zührevi hastalıkları yaymaya, sözün kısası moral bozukluğu yaratacak ve Parti'nin gücünü kıracak her şeyi yapmaya hazır mısınız?" "Evet." "Peki, çıkarlarımız bir çocuğun yüzüne kezzap atmayı gerektirse, bunu da yapmaya hazır mısınız?" "Evet." "Kimliğinizden vazgeçip hayatınızın sonuna kadar garsonluk ya da tersane işçiliği yapmaya hazır mısınız?" "Evet." "Size emrettiğimiz anda canınıza kıymaya hazır mısınız?" "Evet." "Birbirinizden ayrılmaya ve birbirinizi bir daha hiç görmemeye hazır mısınız?" "Hayır!" diye patladı Julia. Winston bu son soruyu yanıtlayıncaya kadar asırlar geçti. Bir ara dili tutulur gibi oldu. Sözcükler adeta diline yapıştı. Ne diyeceğini bilemedi. En sonunda, "Hayır," dedi.
Sayfa 188·Kitabı okudu
Sadakat
"Biz ölmüşüz" dedi Winston "Biz ölmüşüz" diye yineledi Julia, görev bilircesine. "Siz ölmüşsünüz," deyiverdi arkalarından acımasız bir ses.
Sayfa 239·Kitabı okudu
Mizah
Reklam