Eskiden cahillik utanılacak bir şeyken, şimdi halkın otantik bir kimliğiymiş gibi sunuluyordu. Bilgili olmak adeta bir suça dönüştürülmüştü, cahillik ise artık milli kimliğimiz olarak alkışlanıyordu. Bu da hayatı öldürüyordu işte. Yaşamanın manasını elimizden alıyordu. Toplumun, ailenin, arkadaşlığın, âşkın, sevginin, hepsinin içini boşaltıyordu.
Sayfa 186 - Başkomiser Nevzat'ın suskun düşüncelerinden bir kesit:)·Kitabı okudu
Anna Karenina, Tolstoy 'un bu kitabı yazarken Anna'nın ölmesine üzülüp onun için gözyaşı döktüğünü biliyor muydunuz!? :)
Yazarın kendi eserindeki karakter için gözyaşı dökmesi sanırım bu eşsiz bir ân veya durum olmalı. Bu yüzden başlık olarak bunu ön plana çıkarmayı seçtim.
Aile nedir sorusuna hepimizin farklı farklı kelimeleri ve farklı cümleleri bir araya getirsekte aynı yerde buluşup benzer anlamları kurabileceğimiz tanımlar mevcut olur.
Aile; mutlu veya mutsuz kendilerine ait bütün zamanları, ortak değer, duygu, düşünce ve inançları birarada tutan topluluktur.Tolstoy, istasyona gelip bir topluluğu birarada tutmak için çaba sarfeden Anna'nın kendine ait olduğu topluluğu ise başka bir istasyonda sonlandıracağı eseri, karakterlerin ruh hallerini ve psikolojik olarak varolma çabalarını, hislerini, davranış biçimlerini bütün şeffaflığı, açıklığı ve zihinsel tercümesiyle kaleminden aktaran, okura kendi yanındaymış ve onunla birlikte kitabı yazıyormuş hissiyatı veren büyük yazar Tolstoy... Bir tutkuyu ve bu tutkunun bencilliğe dönüştüğü ve daha sonra öç'e (sevmekten alınan intikam) dönüşen âşkı anlatmış.
Karakterimiz kendini bir kurtarıcı olarak başka insanların yaşadığı ikili ilişkilerdeki sorunu kendince çözüme kavuşturmuş ve dönüş yolunda gittiği istasyonda yüreğine ve aklına başka birini koyarak geri dönmüştür. Oysa içinde bulunduğu toplum, dini değer ve yargılar bunun utanç verici bir durum olduğunu yüzüne sert bir şekilde çarpsada o buna karşı koymuş ve o günün şartlarında cesur şekilde tutku ve heyecanının peşinden gitmeye çalışmıştır. Evlilik her ne dönemde ve her ne koşulda olursa olsun kişinin kendi içinde ve çevresinde, belli başlı kriterlerle oluşturabileceği bir çerçeve içinde olmalı. Çünkü gerçek mutluluk evliliğe sebep değil sonuç olmalıdır. Anna