Yan yana uyunsa bile kimse bir başkasının uykusunu bölüşemiyor. Kimse bir başkasının uykusunu uyuyamıyor. Herkesin kendisine ait bir uykusu var. Onu uyumazsa bir başkası onu uyuyamaz veya alıp götüremez! Uyunmamış bir uyku zaten uyku değil. Hiç olmadı. Ancak uyununca bir uyku, uyku olabiliyor.
Körlük kitabı toplumsal bir salgını ele almaktadır. Bir adamın kırmızı ışıkta iken aniden gözleri kör olmasıyla başlar ve devamında bir hırsız, gözleri kör olmuş adamı evine bırakır ki devamında onun arabasını çalar. Böylelikle körlük salgını adım adım toplumsal hayatın içine sızarak tüm toplumun kör olmasına neden olur. İlk kör olan insanlar karantinaya alınarak salgının önüne geçmek istense de başarılı olunamaz ve doktorun karısı hariç tüm toplum kör olur.
Daha sonra zamanla körlük salgını kendiliğinden ortadan kalkar.
Güzel bir kitaptı bayağı beğendim ki zaten şu aralar yaşadığımız Covid-19 salgınının olması bu kitabın okunmasını daha çok ön planda tutacağı için tavsiye ediyorum.
Körler, siste kalmış güneşe benzeyen görkemli bir beyazlık içinde hareket ediyorlardı. Körlük onlar için, basit bir karanlık içinde değil, parlak bir ışık içinde yaşamaktı.