“Önceyi” anlatan “Sonra”dır, aksi değil. İşte bunun için eski ve yeni tarihçiler köstebek gözlü ve akıllı “vak’anüvis”lerden başka bir şey değillerdir. Tersinden başlamak suretiyledir ki, tarih bir sahici ilim olabilir. Burada da, öteki ilimlerin kıymetini teşkil eden usulü, yani bilinenden bilinmeyene gidiş usulünü kabul etmek zamanı gelmiştir.
Bence maske, eldiven gibi kullanılması keyfe kalmış, giyim eşyasından biri olmalıdır.
Kendimiz için çoğunlukla alçalma, başkaları için hakaret teşkil eden bir surata neden razı olalım? Herkes, en hoşuna giden ve ruh haline uygun bir çehreyi seçmek hakkına sahip ol mak gerektir. O vakit birçok maske yaptırılırdı ve insan o ara ne ile meşgul ise, keyfi nasılsa şu veya bu maskeyi takardı.
Siz ruhumuzu değiştirdiniz! Artık sizin mevcudiyetinize tahammül edemeyiz. Goethe’nin “Büyücünün çırağı”nı hatırlıyor musunuz? İngilizler içimizdeki politika şeytanını uyandır dılar, şimdi onu zararsız kılmak için ne yapacaklarını bilmiyorlar. Daha beter olsunlar!”
Tam bir cahil olduğu halde, çürümüş bir kültürün uyuşturucu maddelerinin incelikleriyle beslenmek istedi. O güne kadar yerinden hemen hemen kıpırdanmamış olan bu adam, kendinin gerçek bir vatanı yokken, bütün vatanları görüp tanımak, hayvan yaradılışına, davranışına karşın zamanımızın zevk ve eğlencelerinin her türlüsünü tatmak istedi.