Hayır, adını söylemem asla. O ince,esîrî,belli belirsiz endamın,iri hayran parlak gözlerin ardında ömrün azar azar acıyla yanadursun, eriyedursun,bu aşağılık dünya ile bir ilişkisi yoktu onun! Hayır yeryüzü nesnelerine bulaştırmam, kirletmem adını.
”Öldü, biliyorum! Bilmediğimi mi sanıyorsun? Ama, onu yine de sevebilirim, değil mi? Bir insan öldü diye onu sevmekten vazgeçmek zorunda mısın, Tanrı aşkına; özellikle de, hayatta olanlardan bin kez daha iyi kalpli bir insansa?”
“Acaba şuanda o ne düşünüyor? Herhalde beni değil...
- Niçin?..
Onun kafasında bir müddet yaşamak için neleri feda etmem ki?
- Her şeyi...”
İçimizdeki Şeytan
Sabahattin Ali.
“Her zaman aynı insanları görürsek onları yaşamımızın bir parçası saymaya başlarız. Yaşamımızın bir parçası saydıkça da onlar bizim yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. Bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. Çünkü, efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır…”