Aa

Zaman akıp gidiyor ve hiçbir saat bir öncekine benzemiyor: Ecel her zaman kapımı çalabilir.
Reklam

Aa

, bir kitap okudu
Puan vermedi·136 syf.·
2021 37. kitabı
Mahir Ünsal Eriş
8.3/10 · 5,6bin okunma
Kendisiyle işbirliği yaparsa kaleme aldığı efsa­neleri, özellikle "Mankurt" ve "Sarı-Özek Kurbanları" ef­sanelerini dosyasından çıkaracaktı. Eğer işbirliği yapmazsa mahkemede bu efsaneleri dolaylı ve üstü kapalı "milli­yetçilik propagandası" olarak değerlendirecek, öyle görül­mesini sağlayacaktı. Neydi Mankurt efsanesi? Unutul­muş, yararsız ata dilini canlandırmaya, milletlerin asimile olmasını, eritilmesini önlemeye çalışmak gibi zararlı bir çaba ve büyük suç idi. "Sarı-Özek Kurbanlarına gelince, bu, apaçık, güçlü bir iktidarı kötülemek, bireylerin çıkar­larını devlet çıkarlarından üstün tutmak, kokuşmuş bur­juva bireyciliğine (ferdiyetçiliğine) sempati duymak ve genel olarak kolektifçiliği eleştirmekti. Başka bir deyişle kolektif hiyerarşiyi değil, bireyciliği savunmaktı. Bu ise sosyalizme karşı olmak demekti. Oysa sosyalist ilkelere, sosyalist çıkarlara karşı gelenlerin en ağır cezalara çarptı­rıldıklarını herkes bilirdi... Bir tarladan bir başak buğday çalanın cezası çalışma kamplarında on yıl sürünmek olursa, ideolojik bir sabotajın cezası ne olurdu? Bunu düşünmüş müydü hiç!? Mahkeme onu daha ağır şekilde suçlayacak başka şefler de bulabilirdi...
Pek az Merkit kılıçtan kurtulabilmişti. Kurtulabilenler çok uzak yerlere, başka ülkelere gitmiş, çoban ya da hiz­metçi, başka bir deyişle köle olmuşlardı. Hiçbir tehdit, hiçbir tehlike gelemezdi artık onlardan. Ama bunlar, Te­muçin'in (Cengiz Han olduktan sonra da) kendilerine karşı asla yatışmayan bir kin güttüğünü bilmiyorlardı. Başkaları da bilmiyordu. Sonunda bütün Merkitler'i yok etti. Oysa bunların, kendi aşiretlerinden insanların Bör­te'yi kaçırması olayı ile en ufak bir ilgileri yoktu.