Kendisiyle işbirliği yaparsa kaleme aldığı efsaneleri, özellikle "Mankurt" ve "Sarı-Özek Kurbanları" efsanelerini dosyasından çıkaracaktı. Eğer işbirliği yapmazsa mahkemede bu efsaneleri dolaylı ve üstü kapalı "milliyetçilik propagandası" olarak değerlendirecek, öyle görülmesini sağlayacaktı. Neydi Mankurt efsanesi? Unutulmuş, yararsız ata dilini canlandırmaya, milletlerin asimile olmasını, eritilmesini önlemeye çalışmak gibi zararlı bir çaba ve büyük suç idi. "Sarı-Özek Kurbanlarına gelince, bu, apaçık, güçlü bir iktidarı kötülemek, bireylerin çıkarlarını devlet çıkarlarından üstün tutmak, kokuşmuş burjuva bireyciliğine (ferdiyetçiliğine) sempati duymak ve genel olarak kolektifçiliği eleştirmekti. Başka bir deyişle kolektif hiyerarşiyi değil, bireyciliği savunmaktı. Bu ise sosyalizme karşı olmak demekti. Oysa sosyalist ilkelere, sosyalist çıkarlara karşı gelenlerin en ağır cezalara çarptırıldıklarını herkes bilirdi... Bir tarladan bir başak buğday çalanın cezası çalışma kamplarında on yıl sürünmek olursa, ideolojik bir sabotajın cezası ne olurdu? Bunu düşünmüş müydü hiç!? Mahkeme onu daha ağır şekilde suçlayacak başka şefler de bulabilirdi...
Pek az Merkit kılıçtan kurtulabilmişti. Kurtulabilenler çok uzak yerlere, başka ülkelere gitmiş, çoban ya da hizmetçi, başka bir deyişle köle olmuşlardı. Hiçbir tehdit, hiçbir tehlike gelemezdi artık onlardan. Ama bunlar, Temuçin'in (Cengiz Han olduktan sonra da) kendilerine karşı asla yatışmayan bir kin güttüğünü bilmiyorlardı. Başkaları da bilmiyordu. Sonunda bütün Merkitler'i yok etti. Oysa bunların, kendi aşiretlerinden insanların Börte'yi kaçırması olayı ile en ufak bir ilgileri yoktu.