Bu lâflarla kafamızı şişirme de şu ölüyü bir an önce gömüp dönelim!" diyebilirdi bu dinî geleneği unutan gençler. Bundan sonra ayakta dimdik durarak dua okumaya başladı. Bilen yaşlılardan işittiğine göre, dinin beşiği olan Arap ülkelerinde cenaze namazı oturarak değil, ayakta kılınıyordu. Öyleydi ya da değildi. O anda Yedigey başının göğe yakın olmasını istiyordu.
Okumaya başlamadan, başını önce sağa, sonra sola çevirdi. Sonra yere eğdi ve yine yukarı kaldırdı. Böylece, insanoğlunun, gündüzleri gecelerin takip etmesi gibi şaşmaz bir şekilde bu dünyaya gelip sonra da günü gelince onu bırakıp gitmesi kanunu, değişmez düzeni ve bu âlemi yaratan Yüce Allah’ı selamlamış oldu.
- Bazı şeyler vardır ki onlarla şaka yapılmaz!
- Ama Kazake, neredeyse üzerinden yüz yıl geçti bu olayın...
- Asıl mesele de bu işte. Zaman ne kadar geçerse geçsin, bazı konularda hiçbir şeyi değiştirmez. Elinden malını mülkünü, varını yoğunu alsalar, bundan ölmezsin. Bunları yine edinebilirsin. Ama senin onurunu kırar, ruhunu öldürürlerse, işte buna çare yoktur...
Her şey, öğretmen Kuttubayevlerin çocuklar için bir Noel ağacı süslemeye karar vermeleriyle başladı. Ama çam ağacını nasıl bulabilirlerdi? Sarı-Özek'te dinozor yumurtası bulmak çam ağacı bulmaktan daha kolaydı. Gerçekten de, jeoloji araştırmaları yapan Yeiizarov, toprak altında çok eski çağlardan kalan ve herbiri büyük bir karpuz iriliğinde olan fosilleşmiş dinozor yumurtaları bulmuştu.
- Dur hele, anlayamadığım bir nokta var. Belki bu söylediklerin çok doğrudur. Ama senin çocukların daha çok küçük, berberin tıraş makinesinden bile korkuyorlar, senin bu yazdıklarını nasıl anlayacaklar?
- İşte ben de onun için yazıyorum ya. Kimse kimsenin ne kadar yaşayacağını bilemez. Benim daha uzun süre yaşayacağımı kim bilebilir?