Aa

Biz, birbiriyle karşılaştırılması mümkün olmayan şeyleri karşılaştırmaya kalkıyoruz. Zamanla dünyalılar da ilerleyip bu düzeye geleceklerdir. Şimdiden bu umu­du ve övüncü veren belirtiler var. Yine de bizi karam­sarlığa iten şu düşünceden kurtulamıyoruz: Ya yeryüzündeki insanlar, trajik bir yanılma ile tarihin ancak bir ‘savaşlar tarihi’ olduğuna kendilerini inandırırlar­sa? O zaman tâ başından beri yanlış, çıkmaza sürükle­yen bir yol tutmuş olmuyor muyuz? Bu durumda nere­ye gideriz? Sonumuz ne olur? İnsanlar, tuttukları yolun felâkete götürdüğünü, mertçe kabul etmek cesaretini gösterebilecekler mi?
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Felâketler çok defa tek başlarına gelmezler.
-Hep böyle oluyor.. Kendileri de kolay kolay çıka­mazlar bu işin içinden. Boş yere dememişler "Han bir Tanrı değildir, çevresindeki, kendi katındaki adamların ne yaptıklarını her zaman bilmez, çevresindekiler de pazar yerlerindeki vergi memurlarının nasıl çalıştıklarını, nasıl dav­randıklarını bilemezler." diye.. Evet, hep böyle olmuştur bu işler. Yedigey’in canı sıkıldı: - Hani canım sen de! Senin dediğin o hanlar, o bey­ler çoktan silinip gitti tarihten. Lâf mı yani bu söylediğin.
- Bak ihtiyar, senin bu masalların, bu boş şeyler beni hiç ilgilendirmiyor. Ana-Beyit umurumda değil benim, bana hiç güvenme. - Haa, şunu, baştan söylesene.. Ne diye masaldır, boş şeydir, falandır, filandır diye geveliyorsun? Demek ki se­ninle konuşulacak bir şey kalmadı... - Ne sandın ya? İşim-gücüm yok da o boş şeylerle mi uğraşacağım! Hem de niçin? Ne yararı olacak? Bir ailem, çocuklarım var benim. İyi de bir işim var. Durup durur­ken ne diye rüzgâra karşı işeyeyim? Bir telefondan sonra kıçıma bir tekme atsınlar diye mi? Yoo, ben yoğum bu iş­te. Beni bağışla. Teşekkürler. - Teşekkürün de senin olsun! Demek kıçına tekme atarlarmış.. Demek oluyor ki sen kıçından başka bir şey düşünmüyorsun, yalnız kıçını düşünüyorsun! - Evet, tam söylediğin gibi. Yalnız kıçımı düşünüyo­rum. Sen boşuna konuşuyorsun. Hem sen nesin ki? Bir hiç! Ama biz, soframızda aş olsun, ağzımıza tatlı bir şey düşsün diye, kıçımızı düşünmek, kıçımız için yaşamak zo­rundayız. - Evet, evet anlaşıldı. Eskiden insanları kafaları ile değerlendirir ve kafalarına bakarlardı. Şimdi ise kıçlarına değer veriyorlar demek!
Ana-Beyit koca bir tarihtir... - Bunların hepsi masal, Yedike, eski masal.. Adam­lar burada dünya çapında, uzay çapında meselelerle uğ­raşıyorlar, sen de tutturmuşsun "Mazarlığımız, Ana-Beyit’imiz!" diye. Kime ne senin mezarlığından? Kimse din­lemez seni. Onlar için boş şeydir bunlar. Dinlemek şöyle dursun bizi yanlarına bile sokmazlar!. - Oraya gitmezsen yanlarına sokulamazsın tabiî. Ama konuşmak istersen kabul eder, dinlerler. Hatta ayakta karşılar, ya da otomobile atlayıp buraya gelir, bizi dinlerler. Dağ değiller ya yerlerinden kımıldayamasınlar!