Işık Parlar

Medya, insanları içinde yaşadıkları adaletsiz dünyayı sorgulamaya sevk edebilecek bir sessizlik kalmasın diye, uyduruk ve geçici şeylerle dikkat dağıtıyor.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2025 29. kitabı
İncelemeye kitabın sonunda sonsözde yer alan bir sözle başlamak istiyorum. “Hayaller kuran, problemleri ve endişeleri olan, mutluluk pırıltıları taşıyan sıradan insanlar, nasıl oldu da bu katil sisteme göz yummakla kalmayıp onun hayata geçmesine de olanak sağladılar?” sorusu, çizgi romanın asıl konusu. Irmina, işte bu sorunun cevabını ete kemiğe büründürüyor: çünkü o da sıradan bir insandı. Büyük ideallerin değil, küçük konforların peşinden gitti; sorgulamak yerine uyum sağladı, görmek yerine gözlerini kapadı, gözünü kapamasa bile kafasını çevirdi. Böylece, tarihin en karanlık dönemlerinden biri sadece Hitler ve yanındakilerin değil, aynı zamanda sıradan insanların suskunluklarıyla da mümkün oldu. Yazar, büyükannesinin mektuplarından ve günlüklerinden yola çıkarak ortaya koyduğu bu çizgi romanı üç bölüme ayırıyor. Romanın ilk bölümünde Londra’da eğitim alan, özgürlük ve bağımsızlık arayışında olan genç bir kadınla karşılaşıyoruz. Irmina’nın Howard(kendisi zenci) ile yaşadığı ilişki, sadece kişisel bir aşk öyküsü değil, aynı zamanda dönemin sınıf, ırk ve cinsiyet eşitsizliklerini işaret eden bir çatışma. Burada Irmina’nın kendine açtığı alan, geleceğe dair kurduğu umutlarla sınırlı kalıyor; o, sistemin bütününü sorgulamak yerine sadece kendi yoluna çıkan engellerle mücadele ediyor. İkinci bölümde ise bu umutlar giderek daralıyor. Almanya’ya dönen Irmina, ekonomik sıkıntılar ve toplumsal baskılar altında hayallerinden vazgeçip Nazi ideolojisinin içine çekiliyor. Burada, tarihte olan bitene hakim olmama rağmen İrmina'nın seçimleri hayal kırıklığı yaşatıyor. İrmina, bir SS subayıyla evleniyor ve giderek rejimin sessiz destekçilerinden biri hâline geliyor. Üçüncü bölümde yıllar sonra gelen bir mektup, geçmişin hayaletlerini yeniden canlandırıyor. Howard’la buluşma
İrminaBarbara Yelin · Karakarga Yayınları · 2021145 okunma

Işık Parlar

, bir kitap okudu
9/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2025 29. kitabı
Barbara Yelin
8.6/10 · 145 okunma
Aslında "düşünmüş" demeliydim. Türkçede rüyaları, masalları ve doğrudan yaşamadığımız şeyleri anlatırken kullandığımız ve çok sevdiğim miş'li geçmiş zaman beşikteyken, tekerlekli çocuk arabasındayken ya da ilk defa yürürken yaşadıklarımızı anlatmak için daha uygundur. Çünkü bu ilk hayat deneyimlerimizi bize yıllar sonra annemiz babamız anlatır, biz de bir başkasının ilk kelimelerini söyleyişini duyar, ilk adımlarını atışını seyreder gibi kendi hikâyemizi dinlemekten ürpererek zevk alırız. Kendimizi rüyada görmenin zevklerini hatırlatan bu tatlı duygu, daha sonra bütün hayatımız boyunca bizi zehirleyecek bir alışkanlığı da ruhumuza yerleştirir: Hayatta yaşadığımız şeylerin -hatta en derin zevklerin bile- anlamını başkalarından öğrenmeyi alışkanlık ediniriz. Tıpkı başkalarından dinleyerek hevesle benimsediğimiz ve daha sonra hatırladığımızı sanmaya başlayıp inançla başkalarına anlattığımız bu ilk bebeklik "hatıraları” gibi, hayatta yaptığımız çeşit çeşit şey hakkında başkalarının ne dediği bir süre sonra yalnız bizim kendi fikrimiz olmaz, yaşadığımız şeyin kendisinden de önemli bir hatıraya dönüşür. Yaşadığımız hayat gibi, yaşadığımız şehrin anlamını da çoğu zaman başkalarından öğreniriz.
Sayfa 48·Kitabı okudu
Ben doğmadan yüz iki yıl önce İstanbul'a geldiğinde şehrin kalabalığı ve değişikliğinden etkilenen Flaubert, bir mektubunda Constantinopolis'in yüz yıl sonra dünyanın başkenti olacağına inandığını yazmıştı. Osmanlı İmparatorluğu çöküp yok olunca, bu kehanetin tam tersi gerçekleşti. Ben doğduğumda İstanbul, dünyadaki görece yeri bakımından iki bin yıllık tarihinin en zayıf, en yoksul, en ücra ve en yalıtılmış günlerini yaşıyordu. Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkım duygusu, yoksulluk ve şehri kaplayan yıkıntıların verdiği hüzün, bütün hayatım boyunca, İstanbul'u belirleyen şeyler oldu. Hayatım bu hüzünle savaşarak ya da onu, bütün İstanbullular gibi en sonunda benimseyerek geçti.
Sayfa 47·Kitabı okudu