Felsefe-Bilim ilişkisi : a) Her ikisi de genel olarak akıl adına konuşurlar ve kendilerini akla dayanan nedenlerle, gerekçelerle haklı kılmaya çahşırlar; b) her ikisi de bilinçli, yöntemli ve sistemli birer araştırma faaliyetidirler; c) her ikisi de kavram ve soyutlamalar kullanarak ilke ve yasalara varmak isterler, genellemeler yaparlar Öte yandan onlar arasındaki farklılıkları da şu ana başlıklar altında toplamak mümkündür:
a) Bilimin kavram ve soyutlamaları felsefeninkine göre daha az geneldir ve o, daha özel konuları ele alır.
b) Felsefenin hem olguları hem de değerleri ele almasına karşılık bilim ancak olgularla veya ancak bir olgu olarak değerlerle ilgilenir (örneğin insan bilimleri veya sosyal bilimler). Bu şu demektir ki değerler, anlamlar, idealler, erekler, böyle olmaları bakımından, bilimin konusu olamazlar Daha basit bir deyişle, bilim ele aldığı olgular üzerinde iyi, kötü, doğru, yanlış, haklı, haksız vb. türünden değer hükümleri veremez, onlara erekler, idealler, anlamlar yükleyemez.
Modernite, tüm iddialarının ve kendisini şirin gösterme çabalarının aksine, insanlık tarihi boyunca süregiden köleliği yok etmediği gibi, kölelik kurumuna geçmişte örneği olmayan yeni boyutlar ve özellikler kazandırmıştır. En önemlisi de köleliği gönüllü bir şekilde kabullenilir ve yaşanır bir hale getirmiştir.
Elleri ve ayakları zincirlerle bağlanmadığı halde bedenini ve daha da önemlisi ruhunu, düşüncesini, duygularını köleleştirenler; bedenini birilerinin arzularına sunan veya sunmayı hayal edenler; birilerinin gözüne, gönlüne hoş görünebilmek için ömrünü, bedenini, çoluk çocuğunu harcayanlar tüm yeryüzünü kuşatmış durumdadır. Kölelik konusunda dünden bugüne bir değişimden bahsedilecekse en önemli değişimin köleliğe ilişkin anlayışta gerçekleştiği söylenebilir: Dünün kölelerinin tamamı istemedikleri halde zorla köleleştirilirlerken, bugünün kölelerinin bir kısmı istemeye istemeye köleliğe razı ama asıl önemli kesimi ise gönüllü köle konumundadırlar. Hatta daha da önemlisi insanların neredeyse tamamına yakını köle olma hayali içinde hayatlarını sürdürmektedir. Dolayısıyla dünün köleciliğinde kölelerin isyanı köle sahipleri için en büyük tehlikeydi, ama bugünün dünyasında köle sahipleri için artık bir köle isyanından bahsetmek pek mümkün değil. Çünkü köleler isyan etme bilincine sahip değiller; hatta köle olamamışlar bile köle olma hayaliyle yanıp tutuşuyor; henüz köle olamamanın acısıyla kahroluyorlar.