Canefşân Çelebi

Canefşân Çelebi
96'dan başlayıp 39-9' un sırrına varmak için. <-Kim ilmi cahillere verirse onu zâyi etmiştir. Kim ilmi isteyene vermekten geri durursa zulmetmiştir.> İmam Gazali.
İyisi mi, Mustafa Kutlu’nun “Hüzün Ve Tesadüf” kitabından yapacağımız alıntı ile sözü hülasa edelim. “Bir şey yap güzel olsun… Huzura vesile olsun, rikkate yol açsın, şevk versin, hakikate işaret etsin. Bir şey yap doğru olsun. İnsanları yalanın ve yanlışın batakhğına düşmekten korusun. Rüzgâr ve akıntıya kapılmasın; kırılsın lakin eğilip bükülmesin… Bir şey yap iyi olsun. Hizmetten, hürmetten, merhametten müteşekkil olsun. Kalpleri yumuşatsın; garibin, yolcunun, zayıfın derdine derman olsun. Bir şey yap adil olsun. Haktan, hukuktan ayrılmasın… Bir şey yap barış olsun insanlar kin ve nefretten uzaklaşan. Bombalar patlamasın çocuklar ölmesin. Ohooo, bana neredeyse dünyayı düzelt diyorsun. .. Öyle. .. Hadi bir şey yap. . .”
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
-Koy başını omuzuma yine. Aldırma, söylenmeden kalsın Düşünülmedikler, bil inmedikler bırak Unututsun geridekiler, özlensin ileridekiler bırak Yansısın camda donuk ışık, usulca ışıldarken Sabah, aydınlanırken uçup geçen yeşillik.
Sayfa 19
Kusur bulmak oldukça kolaydır da, benim arzuladığım türden bir kusurla karşılaşmak pek mümkün değildir tabii. Gene de, kırk yılda bir, bazı metinlerde gerçekleşir bu karşılaşma; birbirine ulana ulana akıp giden seslerin ve anlamların içinden bir kusur çıkar, kusursuzluk gibi gözüken o muhteşem duruşuyla karşıma dikiliverir. Yazarın dalgınlığından, cehaletinden, heyecanından ya da kelimelerle fazlaca haşır neşir olmasından kaynaklanan, kendi varlığından habersiz bir kusur değildir bu kusur; tam tersine, bizzat yazar tarafından düşünülmüş, düşünüldükten sonra özene bezene inşa edilmiş, inşa edildikten sonra da bir çeşit kusursuzluk süsü verilerek, biz okurken aniden karşılaşalım diye yolumuzun üstüne bırakılıp geçilmiştir.
Sayfa 18
Üç mertebe var derler: muhabbet, aşk, derd. Muhabbet ehli o ki mahbubunu görürse memnun, görmezse kaydında değil; aşk ehli o ki mahbubunu görünce memnun, görmezse mahzun; derd ehli o ki görse de mahzun görmese de mahzun.
Sayfa 40
Anlaşılmadığını hisseden bir kişi terapistini değişti- rebilir ama sırf bu nedenle eşini, annesini, babasını nasıl değiştirecektir? En güvendikleri kişiler bile onu anlayamamışlarsa, bu kişi ne yapacağını sorgulamaya başlayabilir. ‘Daha da zarar görebilirim, zarar görürsem bana kim yardım edecek?’ diye düşünebilir.
Sayfa 21