Hırsızı, düşmüş kadını, aldatılmış bir budalayı anlatın, anlatın ama insanı da unutmayın. Sizin için insan diye bir şey yok mu? Yalnız kafanızla yazmak istiyorsunuz. Düşünmek için kalpsiz olmak gerekir, sanıyorsunuz. Hayır, düşünmeyi besleyen sevgidir. Düşen adama el uzatın, mahvolan bir adamın haline ağlayın, onunla alay etmeyin. Sevin onu! Onda kendinizi görün ve ona kendinizmiş gibi bakın.
Herkese merhaba sayın okurlar. (Yazıyı tamamladıktan sonra geri dönüp bu parantezi yazdım. Kitabı incelemekten ziyade kendime uzaktan hafifçe bakmışım. Affola. Ama kitap size böyle yaptırıyor ne diyeyim; şöyle bir kenara çekilip hayatınıza uzaktan bakmanıza yardımcı oluyor. Şerif hocanın kitaplarını okuyanların çok büyük bölümü zaten ne dediğimi anlayacaktır.)
Kitapla ilgili görüşlerimi, düşüncelerimi söylemek için yazayım dedim, ben de eksik kalmayayım. Ahmet Şerif İzgören’i direkt tanıyan biri olarak objektif olabilir miyim diye çok düşündüm. Ama eğer onu tanıyorsam objektif olmam gerekiyor elbette ki. “Eller açık” değil mi Şerif Hocam :)
Birinci kitap gibi olmamış sanki. Belki de o kitap, yabancı bir ifade olsa da, ilk kitabı “magnum opus”tur. Bu, ikinci kitabın kötü olduğu anlamına gelmiyor. Ama çıta çok yüksek olunca böyle durumlar olması normal. :) Gerek eklenmiş hikayeler, gerek başarı/başarısızlık öyküleri, gerekse iç titretişleriyle bu kitap da kendine has bir yer edindi. Şimdi sıra kendime bakışta...
Birinci kitabı okuduğumda tam olarak kitapta anlatıldığı gibi -daha doğrusu hem ilkinde hem ikincisinde anlatıldığı gibi demeliyim ama o zamanlar sadece ilk kitap vardı- yorgun, yılgın, çılgınlar gibi çalışmasına rağmen iki üçgen peynir alabilen, hayata yeni düşmüş bir gençtim. İlk kitap bittiğinde mektup yazdım, e-mektup. Temelinde “Hocam, düşüncelerimdeki bu değişiklik için çok teşekkürler, bundan sonra şöyle olacağım böyle edeceğim, Allah razı olsun.” tarzında bir mektuptu. Ve kırılma anıydı hayatım için. Yazsam kitap olur :) Hayatım Elma Yayınevi ile kesişti. Muhteşem insanlar tanıdım. Harika zamanlardı.
Sonra zaman değişti. Yollar yön değiştirdi. Şimdi bir öğretmen olarak ikinci kitabı okudum. Yine kitabı buruk kapattım. Yılgın, bezgin, şikayetçi bir