Kadir Tribbiani

Kadir Tribbiani
@Kafkaesque_
Eat, sleep, read and fly. ︎
Uzaklık Üzerine Sessiz Bir Düşünüş
Puan vermedi·134 syf.··
2026 5. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2026 18:50
Bazı kitaplar vardır bilirsiniz; okunmaz, yaşanır. Uzak, işte bu metinlerden biridir. Oruç Aruoba, daha ilk sayfalardan itibaren okuru yalnızca bir anlatının içine değil, kendi iç âlemine doğru yavaş ve sessiz bir yürüyüşe davet eder. Bu davet ne gürültülüdür ne de iddialı; bilakis sükûtla örülmüş, içli ve mesafeli bir çağrıdır. Okur, henüz farkına varmadan, metnin değil, kendi düşüncelerinin içinde dolaşmaya başlar. Aruoba’nın dili yalındır fakat basit değildir; sade ama derindir. Felsefi düşünceyle edebiyat arasında kurduğu ince denge, Uzak’ta kendini açıkça hissettirir. Metin boyunca “uzaklık” yalnızca mekânsal bir ayrılık olarak değil; insanın kendine, başkasına ve hayata olan mesafesi olarak ele alınır. Bu uzaklık bazen bir korunma hâlidir, bazen de iç burkan bir yalnızlık. Müellif, bunu açıklamak yerine sezdirir; hüküm vermek yerine düşündürür. Kitapta olay örgüsünden ziyade hâller ön plandadır. Okur, bir şeylerin “olmasını” beklemez; bir şeylerin “anlaşılmasını” bekler. Aruoba’nın metni, aceleye gelmez; sabır ister, hatta biraz tevekkül. Bu yönüyle Uzak, hızla tüketilen metinlere karşı sessiz bir itiraz gibidir. Düşüncenin, durmanın ve susmanın da bir anlamı olabileceğini hatırlatır. Eserdeki felsefi damar, duygudan arınmış değildir. Aksine, metnin her satırında hissedilen ince bir hüzün, okurun iç dünyasında yankı bulur. Bu hüzün karamsar değildir; daha çok kabullenişle, fark edişle ilgilidir. İnsan olmanın ağırlığı, kelimeler arasında ağır ağır dolaşır. Kitap bittiğinde geriye büyük cümleler kalmaz belki; fakat küçük, sessiz sorular kalır. Uzak, okurdan bir cevap beklemez; yalnızca dürüst bir yüzleşme talep eder. Belki de asıl uzak olan, kitabın anlattıkları değil, insanın kendisidir. Ve Aruoba, bunu bağırmadan, incitmeden, zarif bir edayla hatırlatır.
Duygu ve Düşünce
UzakOruç Aruoba · Metis Yayıncılık · 20203,927 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İktidar, İnsan ve Tereddüt
Puan vermedi·165 syf.··
2026 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 18:04
Tolstoy’un Hacı Murat adlı eseri, sayfa sayısı bakımından epey kısadır, fakat düşünce bakımından pek de rahat bırakmayan metinlerdendir. Kitap inceciktir; insan “bunu bir akşamda bitiririm” diye eline alır, fakat birkaç sayfa sonra fark eder ki Tolstoy, okuru olaylarla değil, sorularla yormayı tercih etmiştir. Bu da kitabın kısa, etkisinin ise hayli uzun olmasına sebep olur. Tolstoy bu eserde, kahramanlık kavramına mesafeli durur. Onun dünyasında insanlar çoğu zaman ne destansı ne de kusursuzdur; daha ziyade şartların ortasında kalmış, olup bitene anlam vermeye çalışan, arada bir de “benim burada ne işim var” diye iç geçiren varlıklardır. Yazar, okuru hayran bırakacak kahramanlar sunmak yerine, kendisini rahatsız edecek insan hâlleriyle baş başa bırakır. Açıkçası bu, Tolstoy’un okura yaptığı küçük ama etkili bir muzipliktir. Eserde iktidar ve otorite meselesi ele alınırken, Tolstoy son derece sakin ama bir o kadar da alaycıdır. Güç sahibi olanlar, kendilerini fazlasıyla ciddiye alırlar; öyle ki bazen dünya düzeninin, kendi keyifleriyle ayakta durduğuna inanırlar. Tolstoy ise bu ciddiyeti tek bir yüksek ses kullanmadan, neredeyse omuz silkerek boşa düşürür. Okur da ister istemez şunu düşünür: Bazı insanlar büyük makamlar işgal eder, bazılarıysa sadece büyük laflar eder. Anlatım dili sadedir; fakat bu sadelik kesinlikle masum değildir. Tolstoy, süslü cümleler kurmaz çünkü zaten insanın iç dünyası yeterince karışıktır; bir de yazarın onu daha fazla dolandırmasına gerek yoktur. Metni okurken hissedilen gerginlik, bağırarak değil, sessizce yaklaşır. Bu da okuru sürekli tetikte tutar; zira burada en tehlikeli şey, yazarın söyledikleri değil, söylemedikleridir. Sonuç olarak Hacı Murat, okuru kahraman hissettiren bir kitap değildir. Aksine, insanı biraz düşündüren, biraz
Edebiyat
Hacı MuratLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201918,5bin okunma
Bu bir inceleme değildir.
9/10
·108 syf.··
2024 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2024 21:22
İnsan mıdır bu yaşamın en büyük baş ağrısı, daha doğrusu insan mıdır hayatın bu denli karmaşık olmasının müsebbibi. İnsan mıdır insanları yaşamak eyleminden soyutlanma arzusuna mecbur bırakan, insan mıdır insanın kenara çekilip hayat oynuna seyirci olarak devam etmesini sağlayan. İnsanın olduğu her yer niçin böylesine karmaşıktır ki.. Felsefe ve edebiyat acaba bunun hasebiyle mi yerleşmiştir hayatımıza, ne de olsa dememiş miydi Edip Cansever; "Neden yazılır bir şiir Neden okunur bunca yazı Çünkü nasıl aşılabilir başkaca İnsanın karmaşıklığı." diye. Edip Cansever'i hayatımızın her anında okuyamama, okusak dahi anlayamama sebebimiz de budur belki de, zira onun karanlık dizelerinde aydınlığı arama arzumuz ve gücümüz her zaman aynı raddede değildir elbette. Nihayetinde ikinci yeni akımının soyut, anlaşılmazlık, anlamsızlık gayesine rest çekip toplumsalcı bir çizgide ilerlemişti çoğu zaman. Çoğu zaman toplumu ele aldı, insanları toplum içerisinde bir birim olarak varsayıp insanın her türlü duygu durumunu, arzusunu çok farklı bir boyutta işledi. O, 'düşüncenin şiiri' fikri şövalyesiydi. Bu bağlamda asıl maksadı sanat yapmaktan ziyade, düşünce oluşturmaktı ve düz yazının tüm olanaklarını kullanmaktan hiç geri durmadı. Şiirlerinde genel anlamda bir yoğunluğa denk gelemesek de çoğu zaman kendimizi karmaşık labirentlerin arasında görürüz. Bu açıdan belirtmekten geri durmayacağımız husus onun imge ustalığıdır. İmge demişken, kendisini çok nadir işler şiirlerinde, insanlar üzerinden hareket ederdi genel anlamda Edip. Sürekli yeni arayışlar içerinde görürüz bu bakımdan onu. Bu bağlamda sürekli farklı akımlarda ona denk gelmek pek de tesadüf olmaz bizim için. Nihayetinde düşüncenin şiiri şövalyesiydi Edip, elbette arayış içerisinde olacaktı, düşünceyi süsleyip gizlemek yerine
Şiir
Ben Ruhi Bey NasılımEdip Cansever · Yapı Kredi Yayınları · 20192,890 okunma
Kuşlar yasına, Kadir ise yağlama yemeye gitti.
8/10
·248 syf.··
2024 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2024 12:25
Bir yol vardır ve bir de o yolun yolcusu. Kafkaesk'i bir yol edinmiş bir yazar olduğunu düşünürdüm Hasan Ali Toptaş'ın. Öncesinde okuduğum iki kitabında, hakkındaki genel görüşlerden bu kanıya varmıştım. Lakin Hasan Ali Toptaş'ın zirve eserini, Kuşlar Yasına Gider'i okuduğumda bu algı biraz değişti. Meğerse Hasan Ali Toptaş yolun içersinde farklı bir yol yapmış. Karmaşık, agnostik olgunun yanı sıra oldukça sade, okuru yormayan bir anlatım, düşünce aşılaması. Türk toplumunun genel mânâda bulunduğu vaziyeti, duygu durumunu ve realitesini ismini bile bilmediğimiz bir kahraman üzerinden bizlere sunmak; agnostikliği kaybetmeyip bir o kadar da yalın bir anlatım. Şapka çıkarmak kalıyor geriye yalnızca. O halde şapkayı çıkarıyorum derhal. Kitabın içeriği daima pek az bahsini yaptığım bir şeydir, zira içerikten ziyade genel görüntüden bahsetmek daha ilgimi çekmiştir. Şefkat tokatı, sık duyduğumuz lakin sık karşılaşmadığımız bir şeydir. Lakin bu kitabı okuyacaksınız, şefkat tokatına razı olmalısınız. Oldukça nahif ve yalın bir anlatımla Türk toplumunun gerçeklerini, baba-oğul ilişkisini ve bunun insanın ruhu üzerine etkisi tokat gibi yüzümüze vurmuş bulunmuş Hasan Ali Toptaş. Bu tokatın normal tokatlardan farkı ise, onun nahif dili yoluyla gelmesi de okurun pek de şikayet etmemesiyle devam eder. Çünkü komşumuzdan, dayımızdan, arkadaşlarımızdan.. herkesten bir parça buluruz. İyi bir yazar, yaşadığı toplumun gerçeklerini son derece iyi bilip, bu gerçekleri kendine özgü diliyle sunan kimsedir bir bakıma. Zira yazar anlatacağı olayı, düşünceleri anlatacağı kimselere aktarırken, onları gayet iyi bildiğini hissettirmelidir okuyucuya. Çünkü hiç Kayseri'de yaşamamış birisinden Kayseri'nin mantısı ve pastırması dışında neyi okuyabilirsiniz ki. Belki Erciyes Dağı'ndan da bahsedebilir.
Roman-Edebiyat
Kuşlar Yasına GiderHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202022,1bin okunma
Kumarbaz'ı anlamak için kumarbaz mı olmak gerekir..
8/10
·177 syf.··
2024 2. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2024 21:04
Kimi zamanlar bizi mutlu eden hususları hemen tüketmemek gerekir. Shakespeare'in çok meşhur bir tabiri vardır; "ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin." Bu doğrultuda Dostoyevski'nin tüm kitaplarını ardı ardına okumaktansa böyle belirli zaman dilimlerine ayırmıştım. Bir süredir kitaplığımda göz göze geldiğimiz kumarbaz'ı da biraz beklettim, yeni yıla onunla girmek istedim. Nitekim öyle de oldu, yeni yıla Dostoyevski ile merhaba dedim. Onun kişiliği ile ilgili çok ince noktalara denk geleceğini düşündüğüm bu eseri aslında daha önceden okusaydım diyordum kendime. Çünkü malumunuz kazandığı parayı kuruşuna kadar kumarda kullanırdı Dostoyevski. Hatta bir yayıncı ile anlaşır Dostoyevski, yayıncı onun tüm borcunu ödemek, tek koşulla. Dostoyevski ona 2 sene içersinde yayınlayacağı bir kitap yazmalıdır. Dostoyevski de haliyle kabul eder bu teklifi, çevirmez geri. Lakin anlaşmaya uyamaz.. rivayet odur ki bu kitabı da sadece 25 günde yazmıştır bunun hasebiyle. Bundan mütevellit midir bilmem lakin baştan savma bir eser olarak gelmişti roman bana, belki de yanılıyorumdur; kim bilir. Çünkü bir Karamazov Kardeşler tadı alamadım bu eserden; Aleksey gibi, Gruşenka gibi Pavloviç gibi sahiplenemedim kitabın karakterini. Hakeza Beyaz geceler'de Nestenka'yı sahiplendiğim gibi sahiplenemedim. Kitapla ilgili birkaç okurdan da fikir alışverişi yaptım, benzer argümanlara onlarda da denk gelmiştim. Evet, kitap kendini bir şekilde okutuyordu lakin öyle de aman aman 'vayyyy' dedirtmemişti. Kitabın bilhassa ilk 40 sayfası epey bi' durağandı, hoş bu Dostoyevski eserlerinde sık denk geldiğimiz bir mevzudur, ağzındaki baklayı çıkarmaz öyle hemen Dostoyevski. Lakin kitabın 40. sayfasından sonra olay örgüsü biraz şekillenip daha seri ilerlese de kitabın içerisindeki Fransızca cümlenin çokluğu, alta
Roman-Edebiyat
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,6bin okunma