babamın bana aldığı ilk ciddi kitaplardandır. belki de hayata kendinden başka bir rehber aracılığıyla bakmamı istediğinden ki bu rehberi Sadi-ī Şirazi olarak seçmesi o zamanlar belki anlamlandıramadığım ancak şu anda minnet duyduğum bir olay olarak hayatımda yer edinmiştir. kitap dini bir kitaptan ziyade öğüt vermek için hayatın acılarıyla yoğrulmuş bir adam tarafından kaleme alınmıştır.kitapta ilgimi çeken bölümlerden 'Mum' başlıklı bir yazıdan 2 alıntı yapmak istiyorum:
" Çok konuşan az dinler. Öğüt ancak sessizliğin değerini bilenleri etkiler."
"Mum, dili yüzünden yanar. Bilgin bunu bilir, bu yüzden ağzını dikmiştir. "
Ve Türk yurtlarında, onu en çok "Bizim Yunus" diye çağırırlar.
Biliyorum...
yazar,üstat yine yazmış ki ne yazma oku beni diye bağıran sadece okuma ışığını içinde canlı tutanların duyduğu bir haykırış..
kitabın içinde de ayreten bir yazman oluşturan-Molla Kasım- yazar Yunus Emre'yi benim en beğendiğim ve aklımda kalan şu satırlarla özetler."'ben' demeyi çoktan unutmuş olması ve maddi alemi fazla önemsemeyişi...
kitap boş bir kafayla okunması gereken birçok alt mesaj ve birçok olaya taş atmasıyla eşsiz bir yapıttır. kitabın başından sonuna kadar profesörun iç dünyasıyla, içimiz kararsada okunması gereken eserdir. cinayet sonunda basit bir sebebe bağlansada kitaptan alınacak keyif ve öğretileri yadsınamaz şekilde kabul etmek lazım
tren raylarında acımasız hayata karşı bir başkaldırının yaptıdır. acı demişken yazarın da takma soyadı gorki'nin de anlamının acı olduğu biz okurların malumudur harika bir dram eseridir. okumanızı ısrar ederim.
muazzam bir kitap yazarın yabancı olmasına bakmayın mükemmel bir altyapıyla kitabı yazdığını iliklerinize kadar hissettitiyor. kitap geçmişte yolculuk yapmış bir profesörün ağzından anlatılıyor ve profesöre'de Mansur'un oğlu anlatıyor. beğendiğim bir tarzı.