Bu ilaçlar sadece bugünkü tıbbın ve kimyanın zaferi değildir. Ayrıca kendilerine has bir estetikleri, hatta edebiyatları vardır. Onlar en zarif ciltten, maroken taklidi cüzdana, en çıldırtıcı ve pahalı kokuların, pudra ve tuvalet eşyasının kutularına kadar giden, itinalı ambalajları ile her büyüklükte, her biçimde, her renkte, kimi adeta ‘’Ben bir fikir kadar faydalı ve o kadar kolay taşınırım!” diyen küçük, zarif ve cana yakın, kimi ağırbaşlı bir dost gibi her türlü güveni vadeden oturaklı şişeleriyle, kadife kadar parlak ve tüylü üst kâğıtları, ayvacık tüyleri güneşte parlayan bir taze cilt gibi insana haz veren paketleriyle gündelik hayatımıza, hiç olmazsa şehirli ve cadde hayatına, kendilerine mahsus bir değişime getirmişlerdir. Hakikatte bu müstahzarlar zamanımızda beliren birkaç belli başlı fabrikanın mahsülü olarak kalmazlar, müstehliki gelecek insan idealinin gelişmesine doğru götüren ilk adımlardır. Onlar getirdikleri sun’i kolaylıkla insanda tabiatın yavaş yavaş ölümünü temin ederler.
Yani ne diyeyim bilemiyorum hastalıklı bir sevgi var bu eserde. İntikam var mesela. İnsan sevdiğini gerçekten kalpten seviyorsa ondan intikam alır mı almaz. Ezilmiş bir gencin hoşlanmış bir gencin herkesten intikam almak için güçlenmesi zengin olması ve onlara tüm yaptıklarını ödetmesi var eserde. Zalimin teki oluyor ana kahramanımız. Kadınların çaresizliği var özellikle ana kahramanımızın evlendiği eşine yaptığı zulüm olur şey değil o kızın hiçbir suçu yoktu ki ona neden çektirdin be zalim. O kıza sahip çıkmayan kardeşine ne demeli iyi bir insan portresi çiziyorsun ama sana sığınmaya gelen kardeşine yüz çeviriyorsun ozaman sen iki yüzlüsün. Okunur ama bunları düşüneceksiniz sizde.
Yani ne diyeyim bilemiyorum hastalıklı bir sevgi var bu eserde. İntikam var mesela. İnsan sevdiğini gerçekten kalpten seviyorsa ondan intikam alır mı almaz. Ezilmiş bir gencin hoşlanmış bir gencin herkesten intikam almak için güçlenmesi zengin olması ve onlara tüm yaptıklarını ödetmesi var eserde. Zalimin teki oluyor ana kahramanımız. Kadınların çaresizliği var özellikle ana kahramanımızın evlendiği eşine yaptığı zulüm olur şey değil o kızın hiçbir suçu yoktu ki ona neden çektirdin be zalim. O kıza sahip çıkmayan kardeşine ne demeli iyi bir insan portresi çiziyorsun ama sana sığınmaya gelen kardeşine yüz çeviriyorsun ozaman sen iki yüzlüsün. Okunur ama bunları düşüneceksiniz sizde.
Doktor Jivago'da, "Geçmiş terk edilmeli, buruşturulmuş bir kağıt parçası gibi atılmalı..." alıntısı, kahramanın tarihinin yüklerinden kurtulma mücadelesini özetler. Bir hekim ve şair olan Yuri Jivago, geçmişinin bugünü ve geleceği üzerinde taşıdığı ağırlığın farkındadır. Geçmişteki şikayetlere ve anılara tutunmanın kişisel gelişimi engellediğini ve değiştirilemeyen bir hayata zincirlendiğini anlar. Bu güçlü ifade, geçmişi bırakmamızı ve kendimizi keşfetme, dönüşüm ve nihayetinde özgürleşme yolculuğuna çıkmamızı teşvik eder. Geçmişin buruşturulmuş kağıdını atarak, yeni deneyimler, ilişkiler ve fırsatlar için alan yaratırız ve bu da yenilenmiş bir amaç ve özgürlük duygusuyla kendi hikayelerimizi yazmamızı sağlar.