Seninim. Yoksa, hiçbir şey olmak istemiyorum. Birçoklarının almak için, neleri varsa verip de gene olamayacakları bir şey olabilirim oysa. Ama seninim. Ve sen, itmez, terslemezsen bu bana yeter. Sarıl bana.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Nemsin be? Sevgili, ! dost, yâr, arkadaş... Hepsi. En çok da en ilk de Leylâsın bana. Bir umudum, dünya gözüm, dikili ağacımsın. Uçan kuşum, akan suyumsun. Seni anlatabilmek seni. Ben cehennem çarklarından kurtuldum, üşüyorum
kapama gözlerini...
“Biraz şikayet edecek olursam,”diyordu yüreği,”bu yalnızca benim bir insan yüreği olmamdandır ve insanların yürekleri böyle olur. Ulaşmaya layık olmadıklarını ya da ulaşamayacaklarını sandıkları için en büyük düşlerini gerçekleştirmekten korkarlar. Dirilmemek üzere sona eren aşklar, olağanüstü olabilecek,ama olamayan anlar,keşfedilmesi gereken, ama sonsuza dek kumların altında kalan hazineler daha akıllarımıza gelir gelmez bizler, yürekler hemen ölürüz. Çünkü böyle bir durumla karşılaşınca ölümcül acılar çekeriz.”
Dün akşam aldım seni yanıma; gücenikliğini aldım, vazgeçişini; ilk karşılaştığımız günkü sesini; benim dönüp dönüp gidişlerimi, senin gittikçe bir kuyuya benzeyen suskunluğunu... Yolların kentten koptuğu bir uzaklığa varıp durdum. Sonra bir ağacın yalnızlığına oturdum. Üşüyen yerlerini aldım kirpiklerimin arasına, sana dünyayı gösterdim uzaktan. Güneşin büyüsünü, taşların sesini; nasıl yer değiştirdiğini dağların. Onca çokluğuna karşı yıldızların yalnızlığından söz ettim. Hiçbir şeyin bize uzak olmadığından. İnsan sustuğu yerde yenilmez her zaman, dedim. Gözleri içine göllenen hapislerin ufkunu anlattım. Sanayi çıraklarını, hastaların yaşama gücünü. Gözyaşını küçümseyenin acısı da olmaz sevinci de, dedim. Azalan bir bütün olmaktansa parçalanarak çoğalmanın ne anlama geldiğinden söz ettim.
kişi ancak kalbiyle görür. Göz hiç bir şeyin özünü göremez.
Sonra yine tilkiye döndü: - Hoşça kal, dedi - Sen de, dedi tilki. İşte sana vereceğim sır. Hem de çok basit: kişi ancak kalbiyle görür. Göz hiç bir şeyin özünü göremez. Küçük prens, unutmamak için tekrarladı: - Göz, hiç bir şeyin özünü göremez. - Sen gülüne bu kadar çok zaman harcadığın içindir ki gülün önemi böylesine çoğaldı. - Ben gülüme bu kadar çok zaman harcadığım için.. dedi küçük prens, unutmamak için. - İnsanlar bu gerçeği unuttular, dedi tilki. Ama sen unutmamalısın. Evcilleştirdiğin kim olursa olsun, sen ondan sorumlusundur artık. Sen şimdi gülünden sorumlusun. - Ben, şimdi gülümden sorumluyum, diye tekrarladı küçük prens, unutmamak için.