Ey insan bu büyük kentte yurttaştın. Üç yıl veya beş yıl fark eder mi? Çünkü onun yasalarına göre herkes eşittir. Seni kentten gönderen bir tiran yada adaletsiz bir yargıç değildir, seni kentten gönderen ve buraya getiren doğadır, o halde bunda tuhaf olan ne? Bir oyuncunun, onu işe alan yönetici tarafından sahneden alınmasına benzer bu. "Ama ben yalnızca üç perdede oynadım, beşinde değil." Doğru söylüyorsun, ama yaşamda üç perde bütün oyun anlamına gelebilir. Çünkü herşeyi in sonunu belirleyen, seni vaktiyle bir araya getiren ve şimdi de çözülmenden sorumlu olan şeydir. Her ikisinden de sen sorumlu değilsin. Bu yüzden zerafetle ayrıl sahneden, zira seni sahneden alanda da var aynı zerafet.
O çiftliğe hiçbir zaman sahip olamayacağımızı biliyordum ya. Ama lafını dinlemek o kadar hoşuma gidiyordu ki, sonunda ben de galiba bu hayale inanmaya başlamıştım.
*Akıl zorunluluğun yasalarını ortaya koyar. Biliçse özgürlüğün özünü. Hiçbir sınırı olmayan zorunluluk dediğimiz kavramsa, insanın akıldır tüm yönüyle. Özgürlük incelenir zorunluluksa inceler. İnsan ve toplum yaşamının apaçık bir görünümü ancak bunları birleştirince ortaya çıkar.*
*İnsanların yaşamı konusunda bildiğimiz herşey yalnız özgürlüğün zorunlulukla olan belirli bir ortaklığından, yani bilinç ile akılın yasaları arasındaki ilişkiden başka bir şey değildir.*
*Doğa konusunda bildiğimiz herşey yalnız doğadaki güçler ile özgürlük arasında, yani yaşamın özü ile aklın yasaları arasındaki ilişkilerle sınırlıdır. Toplumların hareketini, liderlerin emirlerini ve bütün bunlardan sonra ortaya çıkan savaş ve acıları ancak tarihsel koşulların gösterdiği şeyleri aklımızla inceleyerek anlayabiliriz. *