☆Jîndar☆

☆Jîndar☆
İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi.
78 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
10/10
·240 syf.··
2024 2. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2024 08:54
Dımdım Kalesi, 17. yüzyılda yaşanmış bir savaşı anlatan tarihsel bir romandır. Kürtlerin huzurlu biryaşam sürdükleri, adını kurulu olduğu Dımdım Dağı'ndan alan Kale, sağladıkları güvenli ve adil ortam sayesinde canlı bir ticaret merkezi özelliği kazanmıştır. Bu durum hem Osmanlıların hem de İranlıların iştahını kabartmaktadır. Üstelik Kale, doğuya açılan yol üzerindedir ve onu düşürmedikçe her iki ordunun da ilerlemesi, yeni topraklar ele geçirmesi mümkün olamamaktadır. O güne değin Kale halkı kâh Osmanlı'nın, kâh İran Şahı'nın saldırılarına karşı sık sık kendini savunmak durumunda kalmıştır. Sonunda İran Sahi o zamana değin oluşturduğu orduların en büyüğüyle Kale'yi kuşatır. Kadını erkeği, genci yaşlısıyla tüm kale halkı, özgürlüğünü savunmak için savaşır. O güne kadar kentin düzenini sağlamış olan, cömertliği ve yiğitliğinden ötürü halkın 'Altın Pençeli' unvanını verdiği Xano isimli Kürt, direnişe de önderlik etmektedir. Kale savaşçıları, işgalcilere karşı yürüttükleri çetin direnişin sonunda yenilirler ve işgalci güçlerce acımasızca katledilirler. ** Her canlı kendi sürüsü içinde mutlu yaşar. Dımdım Kalesi, belki o dönemlerde iranın en amansız en zor yerinde kurulmuş ve kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bir kaledir. ama malesef bir tarftan osmanlının baskısı bir taraftan da iran'ın yoğun baskılarına karşı bir türlü teslim olmayan, esaret altına alınmaktan çok topyekün ölümü kabullenen bir halkın destanıdır. yaşam, aşk ve yine İHANET. mutlaka okunulması gereken bir kitap.
Edebiyat & Roman
Dımdım KalesiEreb Şemo · Dara Yayınları · 2019609 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·264 syf.··
2023 20. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2023 09:06
Her şeyden önce roman, Paris’in en kötü kokan ve pislik içindeki bir pazar yerinde başlar. Fransızca’da adının anlamı kurbağa olan  Grenouille’in doğumu ilk sahnelerdir. Sonrasında Grenouille’in yaşadığı dönemdeki duygusuzluklar, nefret, sınıf çıkarları, bireyselleşme olgularının bol olduğu bir ortam anlatılmaktadır. İlerleyen sayfalarda Grenouille’nin aşağılandığı bir çocukluk ve ergenlik geçirmesine tanıklık ederiz. Buna rağmen Grenouille hislerini koku alma duyusuna odaklar ve kendi yalnızlığının anahtarını keşfeder. Grenouille, burada şimdiye kadar elde ettiği tüm kokuları hayal ederek yaşar. Yaşamının en dramatik anını keşfeder. İçsel olarak korkunç bir duyguyu da fark eder. Grenouill kendisini birçok kez koklamasına karşın kokusunun olmadığını anlar. Koku, onun için bir aidiyet, kendini ifade etme biçimiyken kendisinde bulunmaması onu daha derin bir yalnızlığa ve nefrete sürükler. Artık kendisine dair çok daha ulvi bir amacı olmuştur Grenouille’ in. Madame Amulfi ve sevgilisi için bir koku ustası olarak çalışmaya başlar. Tarifsiz kokuları nasıl elde edeceğine dair yeni yöntemler keşfeder. Ancak içini kıpır kıpır yapan bir his onun için hep var olur. Kızıl Saçlı kadınlara ve kokularına duyduğu aşk. En son kurbanı olan Laure çok fazla büyüler. Grenouille sabırsızlık ve sabır arasında şimdiye kadar öğrendiği insanlara ait kokunun nasıl hapsedileceği ve bir parfüme dönüştürüleceği bilgisi için beklemeye başlar. Bu bekleme sırasında pek çok kızıl saçlı kadının kokusunu onları çırılçıplak soyarak çalar. Sonrasında parfüm şişelerine hapseder. En sonunda son kurbanı Laure’ in kokusunu çalar. Bu koku onun için olmuş olabilecek yeryüzündeki tüm kokulardan daha etkileyicidir. Ve bu daha ihtişamlı kokunun elde edilmesi için gerekli olan son halka olur. Sonunda,
Edebiyat & Roman
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201927,3bin okunma
10/10
·110 syf.··
2023 14. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2023 22:19
Etnik kökeninin bilincin de olmak ya da olmamak, bir kargaşa coğrafyasında var olmanın ezikliğiyle kendini bulabilmek ve kökeninin gerçekliğiyle umuda sarmalanmak ve yaşanmışlıkların zorluklarını dile getiren bir halkın , yerin ayırdını yaparken kültürel motifleri, iktidar sekanslarını ve direniş hikayesini her daim kadrajda tutar. Gayet güzel akıcı bir eser ön yargıları bırakıp kitabı şiddetle tavsiye ederim. iyi okumalar şimdiden..
Babamın TüfeğiHiner Saleem · Avesta Yayınları · 2023348 okunma
Tutunamayanlar
10/10
·724 syf.··
2023 13. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2023 22:11
Ölümden, unutulmaktan öteye götür. Birlikte tutunamayalım. Çok okunmamamıza rağmen çok popüler olduk Olric. Kitap benle konuştu ben zorla içine girmedim. Beni çağırdı, gelişime sevindiniz mi? Evet çok sevindik gerçek tutunamayanların beni bulması güzel oluyor. Nasıl buldun kafamdakileri? Ya da sen de benim gibi boğulup yolunu mu kaybettin? “Kayıp mı oldum bilmiyorum. Hala yalan söylüyorum, olmak istediğimle olmak istemediğim kişi aynı yerdeyim.” Yukarıda yazdıklarım yazarın iç dünyasıyla bağ kurduğumda kafamdan geçenlerdi. Bazen - “Kitap için de kitap yazılır.” hissini uyandırır. Okuduğum her satır da ona karşılık bir cevap verme hissi uyandı. Benim kitaplarla ilişkim hep böyle olur, misafirliğe gitmem birlikte bir yolculuğa çıkarız. Kimse benim kahramanım değil. Hayat bir kahramanlık hikayesine yer verecek kadar da ucuz değil… - Genelde yazarları okumamın birinci şartı durdukları yer beni onlara daha yakın hissettirir. Geniş bir görüş yelpazesine sahip insanların hayatla bağları kopuk değildir. Bilmedikleri bir şey yaratmazlar; oldukları çevreyi, dünyayı çok iyi gözlemlerler bu da onları kelimelerin efendileri yapar. Oğuz Atay bende bunları yarattı. Güzel bir kalem, güzel bir yazar. Bu arada çok da güzel gözleri var.:))) Tutunamayanların içeriğini anca tutunamayanlar anlar o yüzden ne anlatsam bilmiyorum. Denizi anlatmamla denize girip o hissi hissetmek çok başka bir şey, bende yarattığı duyguyu belki de bir başkasında uyandırmaz. Herkese şimdiden iyi okumalar diliyorum..
Edebiyat
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma
10/10
·300 syf.··
2023 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2023 23:24
“Bu hayatta her şeyiyle güvenebildiğiniz en az bir kişi olmalı. Yoksa kendinizi hep yalnız hissedersiniz. İnsanların çoğu yalnızdır o yüzden, yapayalnız. Yaşananlar kelepir bir hayatın ikinci el versiyonu gibidir. Yaptığınız hiçbir şey size ait değildir, benliğinize, özünüze. Hayatınız, tümüyle güvensiz bir ortamın mecburen size yaptırdıklarından ibarettir. “Saf çocukluk halinizden geriye yüzünüzde ‘memur gülüşü’, dudaklarınızda ‘gammaz öpüşü’ kalır. Öptüğünüz yer kirlenir, güldüğünüz zaman herkes incinir. Elinizde etrafı yeşil dantelli beyaz bir mendil de yoksa temizleyemezsiniz hiçbir yerinizi. “Ben Serap’ı böyle sevdim, en saf halimle, uzaktan.” Yaşadığımız bu nefes aldırmayan, “tuhaf” dönemin Diyarbakır’da başlayıp İstanbul’a, oradan Zürih’e uzanan ve Nusaybin’de sonlanan hikâyesi... Muktedirlerin kirli sırıtışlarına inat, hülyasının, serabının üzerine titreyen, acısını içinde koyultsa da yalan ve şiddet üzerine kurulu “zulüm makinesini” sabırla, mizahla, yoldaşça dayanışmayla, zekayla maskara eden insanlar: Kudret, Bedirhan, Sema, Mutlu, Zeliha ve sonrasında Celal. Hayatı “büyük insanlık”a zehretmeye yeminli o “makinenin” katı/soğuk gerçekliğine bir an olsun gevşemeyen bir varoluş mücadelesiyle, bilgece bir meydan okuyuşla göğüs geren karakterler.Kitabı şiddetle tavsiye ediyorum, gerçekten yazılan kitapları arasında en güzeli,iyi okumalar şimdiden..
Edebiyat
LeylanSelahattin Demirtaş · Dipnot Kitabevi · 20237,4bin okunma