"Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım."
Golç Paşa önce talebenin fikrî seviyesini ölçmüş fakat talebede devrinin icabatı olan fikrî olgunluğu bulamamıştır. Sonra talebenin talim seviyesini ölçmek için Kağıthane civarına çıkardığı talebelere "Şişli civarında toplanan bir tümenin 80 km. uzağında karaya çıkan bir düşmana karşı örtme vazifesi alan takviyeli bir alayın yürüyüşü nasıl olmalıdır?" meselesini sormuş fakat hiç kimse yanaşık düzende bulunan bu takviyeli alayı harekete geçirecek bir emir verememiştir. Bu denemeler sonunda Harp Okulu talebesinin ders ve talim bakımından bilgisiz olduğunu, çalışma şeklinin kifayetsiz ve bozuk olduğunu anlamıştır.
Ethem Paşa'dan sonra okul kumandanlığına Mustafa Zeki Paşa getirilmiş ve tam 22 sene okul ku- mandanlığı etmiştir (1884-1906). Zeki Paşa zamanında, daha evvel Harp Okulu ile birleştirilmiş olan Mühendishane–i Berri-i Hümayun Harp Okulu'ndan ayrılmıştır. Fakat Zeki Paşa, Harp Okulu kumandanı olduğu gibi Mühendishane-i Berri-i Hümayun kumandanlığını, Tıbbi- ye kumandanlığını ve Tophane müşirliği vazifelerini de aynı zamanda yapmıştır. Paşa'nın bu dört vazifeyi uhdesinde cem etmesinin sebebini, önce âlim bir paşa olmasında, sonra da, Padişahın kendisine tam bir iti- mat beslemesinde aramak lâzımdır. Bu kadar meşgalesi arasında o yine okuyor ve yazıyordu. Memlekete uyanık, bilgili, vatan ve milletper- ver subaylar yetiştirdiğini söylemek bir kadirşinaslık olur. M. Kemal Paşa, İsmet Paşa, K. Karabekir Paşa ve Fevzi Çakmak Paşa ile mill mücadelede hizmctleri görülmüş olan Paşaların hemen hepsi Zeki Paşa'nın talebeleridir.
"Karada ve denizde, padişahıma, vatanıma, milletime ve kanun-i esasiyeye sadakattan ayrılmayacağıma, kanımın son damlasına kadar hizmet edeceğime Kur'an-ı Azimüşşân hakkı için Vallahi Billahi"
Bu yemin ikinci defa aynen tekrar edilir fakat Kur'an kısmına gelince "İncil-i Şerif hakkı için Vallahi Billahi" denirdi. Çünkü talebeler arasında Bulgar talebeler de vardı.
"Sizler ki Mekteb-i Harbiye'nin idarecileri ve hocalarısınız. Sizler ki Mekteb-i Harbiye'nin talebelerisiniz. Nazarlarım daima sizlerin üzerindedir, ümitlerim sizlersiniz. Tekmil Funun-u Harbiye'yi ve tekmil askerliğin icaplarını öğretmeye ve öğrenmeye çalışınız. Sizler için sarf olunan bunca maddi ve manevi para ve emekleri daima hatırınızda tutarak din ve devlete bilerek ve sadakatle hizmet eyleyebilmek için sizlerden himmet ve gayret beklerim."