Mahmure

Mahmure
@Kemalisthatun
"Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım."
"Bir zamanlar öylesine saftım ki; yüksek mevkilerde oturan, iyi evlerde yaşayan, öğrenim görmüş ve bankalarda hesapları olan insanları saygı değer kimseler sanırdım." Jack London
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Akıl ve Kalp Paradoksu
5/10
·96 syf.·
2023 14. kitabı
Bilgiyi ve gerçekliği dışlayan bir anlayış biçimi Bâtınîliktir. Birçok Türk devletini etkilemiş ancak hükümdarlar tarafından ortadan kaldırılması için uğraşılmıştır. Akıl olmadığı zaman insan olmaz -ki İslâm insanlar için oluşturulmuş bir dindir-. İmânın iki boyutu vardır: Bilgi ve tasdik. Nitekim akıl olmadan inanmak İslâm'ın duruşuna aykırıdır. Gazzâlî'nin de birçok kısımda belirttiği üzere; bir kişinin, şeriatı ve namazı desteklediğini ve hatta hayatına uydurduğunu görebiliriz fakat bu, onu doğru uyguladığını yansıtmaz. Aklî delegelere uymadıkça kalbini kandırmanın bir mânası yoktur. Gazzâlî'nin "hakikat arayışı" içindeki bu durumu, onu bir dönem "hastalık" olarak tabir ettiği "sorgulama" hâline yöneltmiştir. Bir alıntısında şöyle der, "Eğer mesela bir kimse taşı altına, asayı yılana döndürmek suretiyle bu ilmin bâtıl olduğuna dair meydan okusa bile bu durum şüphe veya olabilirliğe yol açmamalıdır. Nitekim on sayısının üçten büyük olduğunu bildiğim hâlde biri çıkıp bana 'Hayır aksine üç ondan büyüktür' dese ve bunun kanıtlamak için 'Ben asayı yılana çevirebilirim' iddiasında bulunsa ve asayı yılana çevirse, ben de bunu gözümle görsem, yine de bu sebepten bilgimden şüphe etmem. Sadece yaptığı işten dolayı buna nasıl güç getirebildiğine şaşırırım. Yoksa bildiğim şeyler de asla şüpheye düşmem." Böyle demesinde bir yanlışlık söz konusu olmayabilir fakat sürekli kendiyle çelişki içinde olması onu, imânına laf söyleyen insanlara benzetir. Şöyle ki, inandığı "On sayısı üçten büyüktür" söylemi matematiksel açıdan kesinlikle doğrudur ve kanıtlanabilirlik açısından da ispat edilebilir durumdadır. Kendilerini aşağılayan filozofların bu matematik, doğa bilimlerindeki araştırmaları ile dinî söylemlerinin ayrı tutulması gerektiğini söyler. Hatta Sokrates, Aristoteles, Eflâtun
Din
Hakikat Arayışıİmam Gazali · Ketebe Yayınları · 20206,1bin okunma
Kürtlük ve Terörizm
Bu platform üzerinde gereğinden fazla Selahattin Demirtaş güzellemesi yapıldığını görmeye başladım. Konuya açıklık getirmeliyim diye düşündüm. Ne olur ne olmaz diye yazının hesabımda durmasını istiyorum. Öncelikle Demirtaş, bir teröristtir. Bu konuda benimle anlaşamayan varsa hesabımı derhâl engelleyebilir, çok müteşekkir olurum. Demirtaş, "Daha başkan apo'nun heykelini dikeceğiz, heykelini!" diye bu topraklarda açıklama yapma namussuzluğuna sahip bir şahıstır. Buraya kadar anlaşabildiysek devam etmesi daha kolay olacak. Selahattin Demirtaş'ın güzellemesini gördüğüm yer, uygulamayla bağlantılı olarak, edebiyat türündeki kitapları. Kitaplarını, okuyanların profillerini incelediğimde ve incelemeleri okuduğumda çıkan yegâne sonuç, insanların linç korkusuyla kitapları profillerine eklemeyişi(ymiş) ve bunları savunan "inceleme yazıcıları". "Aman efendim, yazarı şöyle olsa da kitapları şöyle güzel böyle güzel." Bırakın efendim. Kitaplarını Türk diliyle yazdığı için gayet de anlayabiliyorum. Saf propaganda dolu. Siyaset sahasında demagojinin sırtından geçinen birinin edebî fikirleri; bırakın edebî fikirlerini, hayat içindeki hiçbir fikri hayra mâlik değildir. Biliyorsunuz ki konu edebiyat olduğunda, akan sular da süslenir. Bu özellikle romanda çok görülür: Yazar, içine sığdıramadıklarını kitabındaki karakterlere atfeder dâima. Bunun için birinin eserlerini okuduğumuzda onun iç dünyasını anlamak bir o kadar kolaylaşır. Dolayısıyla Demirtaş'ın kitaplarının içeriğine baktığımızda, onun neyi ne amaçla yazdığı önümüze apaçık seriliyor. "Kürt halkının özgürlüğü"nü o kadar süsleyip püslemiş bir şahıs ki kendisi, bunun için birkaç tane kitap çıkartmaktan da geri durmamış. Platformdaki Kürt kökenli kullanıcıların yüksek çoğunluğu da eline bir meşale verilmiş edâsıyla kitapları bir kurtarıcı,
1000Kitap
"Now summer is gone, And might never have been. In the sunshine it's warm, But there has to be more. It all came to pass, All fell into my hands Like a five‑petalled leaf, But there has to be more. Nothing evil was lost, Nothing good was in vain, All ablaze with clear light But there has to be more. Life gathered me up Safe under its wing, My luck always held, But there has to be more. Not a leaf was burned up Not a twig ever snapped Clean as glass is the day But there has to be more." Stalker, Tarkovsky
Övgüyle Küçümseme Arasında Türkler
8/10
·563 syf.··
2020 79. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2020 14:05
Ulusun Kurtarıcı Babasının dediği gibi: “Tarihini bilmeyen bir milletin geleceği olmaz.” Bu sözün ağırlığı, Türk milleti için hâlâ güncelliğini koruyor. Tarihimizi bilmek ve geçmişten ders çıkarmak, ulus olarak en temel görevlerimizden biridir. Ancak tarih, tek taraflı bir anlatı değildir. Okullarda okutulan, çoğu kez sansürlenmiş ve pohpohlanmış olayların ötesine bakmak gerekir. Bu noktada, dışarıdan yazılmış tarih eserleri önemli bir pencere açar. Elbette yabancı tarihçilerin metinleri de tamamen güvenilir değildir; içinde namusluca kaleme alınmış olanlar da vardır, açık önyargılarla yazılmış olanlar da. Ama yine de Türk tarihini anlamak isteyen birinin yalnızca kendi kaynaklarımızla yetinmesi eksik kalır. Doğru yaklaşım, hem yerli hem de yabancı eserleri, eleştirel bir süzgeçle birlikte okumaktır. Böylece, sansürün gölgesinden kurtulup daha bütünlüklü bir tarih bilincine ulaşabiliriz. Jean-Paul Roux’nun bu eseri, Batılı bir tarihçinin gözüyle yazılmış kapsamlı bir “Türk panoraması”dır. Hunlardan Osmanlılara kadar iki bin yıllık bir tarihi, kronolojik düzen içinde, zengin kaynak ve detaylarla anlatır. Kitap, Türk tarihini küçümseyen Batı klişelerini yer yer kırsa da, bazı bölümlerde Oryantalist bakışın izleri hissedilir. Roux’nun çalışması, özellikle Batı literatüründe Türk tarihine dair mevcut eksikleri kapatmasıyla önemlidir. Çin, Bizans, Arap ve Ermeni kaynakları üzerinden yaptığı derlemeler, Türk tarihini yalnızca askeri başarılarla değil, din, kültür ve sanat alanındaki varlığıyla da ortaya koyar. Türklerin göçebe bozkır kültürünü, at yetiştiriciliği, yurt mimarisi, töre düzeni gibi somut örneklerle aktarır. Roux, Türkleri bir “göçebe imparatorluklar zinciri” olarak görür. Ona göre Hunlardan Göktürklere, Selçuklulardan Osmanlıya kadar devam eden şey bir
Tarih
Türklerin Tarihi - Pasifik'ten Akdeniz'e 2000 YılJean Paul Roux · Kabalcı Yayınevi · 20071,095 okunma