Sanayi Devrimi’nden sonra İngiltere’nin sosyal yapısı önemli ölçüde değişti. Buharlı makinelerin ortaya çıkışı, sosyal adaleti derinden sarstı ve fabrika sistemi, zenginler ile fakirler arasındaki uçurumu daha da büyüttü. Bu süreçte zenginler daha da zenginleşirken, fakirler giderek daha yoksul hale geldi. 18. yüzyılın ortaları ve 19. yüzyılın başları, İngiliz edebiyatında spesifik olarak “Viktorya dönemi” olarak adlandırılır. Bu dönemin önemli yazarlarından biri olan Charles Dickens, eserlerinde okuyucuya dönemin gerçek yaşamlarını yansıtır. Dickens'ın bu izlenimci yaklaşımı, İngiliz edebiyatında Realizm akımının ortaya çıkışına zemin hazırlamıştır. Charles Dickens, romanın girişinde Thomas Gradgrind adlı karakter üzerinden eğitimin önemini vurgular. Bay Gradgrind’e göre eğitim, sadece somut gerçekler üzerine kurulmalıdır. Ona göre eğitim felsefesi, “Birey yalnızca gerçeklere odaklanmalıdır” anlayışına dayanır. Bu doğrultuda, çocuklarını da bu katı eğitim anlayışıyla yetiştirir. Dickens’ın yazım tarzına baktığımızda, zaman ve mekanı kurgusal bir biçimde yansıttığını görürüz. Örneğin, dumanlı Londra şehri, romanda "Coketown" adıyla tanıtılır. Zaten roman türü, gerçekte yaşanmamış olayları yaşanmış gibi yansıtma sanatıdır. Bir diğer önemli noktaya değinecek olursak, Dickens, dönemin toplumunun tüm sınıflarını ele alan ilk İngiliz yazarlardan biridir ve her bir karakteri ayrı ayrı detaylandırarak okuyucuya sunar. Bu yüzden karakterleri derinlemesine incelemek önemlidir. Thomas Gradgrind, İngiltere Parlamentosu’nda bir milletvekili olarak görev yapar ve işçi ile fakir sınıflarının koşullarıyla ilgilenmeyen bir karakterdir. Onun yaşam felsefesi şu şekildedir: “Her şeyin bir parasal değeri vardır. Şükran duygusu anlamsızdır. İnsan yaşamındaki her şey alınıp satılacak bir