İngilizler’in de güneşin altındaki diğer uluslar kadar çok çalıştırıldığı konusundaki düşünceye pek inanmıyorum. Bu nedenle ben onların daha, az eğlenmeleri gerektiğini düşünüyorum.
Roma imparatorluğu’nu zayıflatan ve çöküşüne neden olan siyasi istikrarsızlık kısmen, imparatorluk enflasyon artışlarına yenik düştükçe, parasının satın alma gücünün azalmasından kaynaklanmıştı ve bu durum imparator Diocletian’ın fiyatları kontrol etmek adına giriştiği uğraşların başarısızlığı ile daha da kötüleşti. Roma imparatorluğu’nun yıkılışından sonra Avrupa üzerine âdeta Karanlık Çağ çöktü ve kıta paraya karşı olan ilgisini kaybetti. Para uygulamasını yeniden canlandırmak için yapılan bazı düzensiz girişimler Rönesans hareketine kadar cazip gelmedi. Tarihçi Niall Ferguson’un da belirttiği gibi paranın o dönemde geri dönüşü ve buna bağlı olarak Floransalı Medici ailesi tarafından bankacılığın keşfi dünya ticaretinde bir patlamaya neden oldu ve çağın mimari ve sanatsal canlanmasına mali kaynak sağladı. Bu gelişmeler Avrupa’yı para ve finansın uzunca bir süre merkezinde yer aldığı modern çağa doğru bir yola soktu.
Antropolog David Graeber’in savına göre borç anlaşmaları muhtemelen hediye değişimlerinin evrimleşmesinden gelmişti ve bu da bir borçlu olma duygusunu ortaya çıkarmıştı.
Kriptoparalar temelde evrensel, bozulamaz bir kayıt sisteminin etrafına inşa edilmiş kamuya açık ve her biri birbirinden bağımsız bir şekilde hareket etmekte olan yüksek güçteki bilgisayarlar tarafından sürekli olarak doğrulmaktadır. Teorik olarak bu, kendi adımıza hisse senetleri oluşturmak için bankalara ya da diğer finansal arabuluculara ihtiyacımız olmadığı anlamına gelmektedir. Ağ tabanlı kayıtlar ki kriptopara literatüründe buna Blok Zinciri (Blockchain) denmektedir, bir para transferinde hedef hesabın uygun olup olmadığını etkin bir şekilde söyleyebildiği için modern çağdaki bir aracının yerine geçmektedir.