Mustafa' Kemal Atatürk’ün Sofya’daki Yılları
1914 yılı ilkbaharının 'bir günü, genç bir Osmanlı zabiti Sofya’ nın “şık kafelerinden birinde, Sobranye’deki Türk mebuslardan Zümrezâde Şakir Bey’le birlikte oturuyordu. Mekân, müzik, servis mükemmeldi.Ansızın içeri giren bir köylü şık giyimli müşterilerin arasındaki boş bir masaya yöneldi, kendine bir yer beğendi ve oturdu. Etraf bu kaba giyim köylüye yadırgayarak baktı. Garsonlar çağrıldıklarında oralı olmadılar. Köylü ısrar edince kendisine hizmet edilmeyeceği ve
ce kendisine hizmet edilmeyeceği ve buranın böyle kaba saba kılıklı birine göre yer olmadığı, salonu terk etmesi gerektiği söylendi.
Köylü kızmıştı: Bulgaristan benim ekip biçtiğimi yiyor, benim silahımla korunuyor. Parasını verdikten sonra istediğim yerde otururum ve bana hizmet edersiniz” dedi; . Köylünün diretmesi sonucu isteği yerine getirildi.
Genç zabit olayı dikkatle izlemişti. Arkadaşına şöyle dedi, “Şakir, günün birinde bizim köylülerimizi de böyle görmek isterim, kendilerinden emin olmalı ve haklarını istemesini bilmelidirler.”
Bu genç zabit Osmanlı İmparatorluğu’nun Sofya’da ki ataşemiliteri Kaymakam (Yarbay) Mustafa Kemal Bey’di.
-------------
Okuyucu Notu: En büyük ve en temel sorunumuzdur. Cahil ve yoksul bırakılan köylümüz. Ağaların ve Şıhların insafına terk edilen, ordan kaçabilenlerin şehir hayatına adapte olamayıp, yitikleştiği, ötekileştiği ve sonunda kalabalıklaşarak şehri de aşağı çektiği köylümüz.
Yapılamayan toprak reformunun, devam ettirilemeyen köy enstitülerinin karanlık mirasıdır yaşadığımız. Bugün bir hain aranacaksa vatan için, bu işleri yaptırmayanları, kapatanları iyi bilmelidir gençlik. Ve daha iyi bilmesi gereken onların yolunu bugün izleyenleri tanıması ve karşı durabilmesidir.
Atatürk'ün sızlamayan kemikleri, kemik