Tuncer TAMTÜRK

Tuncer TAMTÜRK
Yunus'un eğri odunu.
Türk Kadını Olabilmek
BU "ADAM"I NASIL SEV(E)MİYORSUNUZ? Ağva'ya bağlı Çanaklı Köyü'nün kadınlarını bir araya toplayıp anadan doğma kalana kadar soydular. Çırılçıplak halde kocalarının katledilişini izlemeye zorlanan kadınlar, sonrasında toplu tecavüze uğradılar. Küpelerini almak için kulakları, bileziklerini almak için bilekleri, yüzüklerini almak için parmakları kesildi; acıyla kıvranarak can verdiler. *** Ateşe verilen Hacı İsmail Köyü ve erkekleri iple bağlanıp yatırılarak kurbanlık koyun gibi kesilen Karadere Köyü'nün kadınlarına tecavüz ettiler. *** İmranlar Köyü'nde, ırzlarına geçmek üzere bütün kadınları bir eve topladılar; kendilerini korumaya çalışanları lime lime doğradılar. *** Tekkeler Köyü'nde bacaklarından asılan on beş genç kızı, insan aklının alamayacağı işkenceler yaparak öldürdüler. *** Karamandıra Köyü'nde yağmaya direnen Hacı Mustafa'yı kurşuna dizip karısının ve kızının ırzına geçtiler. Irzına geçtikleri kızı, yaraladıkları bir ata bağladılar, at can havliyle oradan oraya koştukça kız parçalara ayrıldı. *** Çınarcık'ta, erkek çocukları, annelerine tecavüz etmeye zorladılar. Yaptıramayınca hepsini süngülediler. Kadınların karınlarını yarıp, kundaktaki bebekleri yardıkları karınlarına gömdüler. *** İzmir rıhtımında eşlerinden veya oğullarından haber bekleyen kadınların çarşaflarını yırttılar, hakaret ederek yerlerde sürüklediler... ***
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Savaşçı
Belki yaralı bir savaşçı, Her bakışı bir ok atışı Yüreğime. Ben hedefin olmaya razıyım Yeterki umudu ıskalama. -ketum
Şiir
Yoldaş
Yolu gören gözlerin mi, yürüyen ayakların mı kıymetli? Hangisinden geçersin zorda kalsan. İşte ben zor'a girince gözlerin gördüğü ve ayakların ezdiği yol oldum. Söyle yoldaş, sen sonuna vardın mı? Bir sonu var mı? Çünkü ben gönlümde sınır bulamıyorum. Onların aradığı yerde yok pahasına dağıtılıyorum. Ki her nefsin avucunda, bir damla kadar, bütün sadakalığım.
Edebiyat
Türkiye'de Torpilciliğin Doğuşu
Odun Olsun, Bizden Olsun. Türk hayatında partizanlık, “ne olursa olsun, bizden olsun” anlayışını hâkim kılmıştır. Parti disiplini ve parti aidiyeti bizimkinden çok daha uzun ve kuvvetli olan Avrupa toplumlarında partizanlık zayıfladı ve birçok alanda hiç doğmadı. İnsanlar az çok liyakate ve sicile bakarlar. Mesela Sosyalist Parti’deki herhangi bir adamı getirip genel müdür yapmazlar ve başka vasfa da bakarlar. Almanya’da, İsveç’te işler daha ciddidir. Bizde ise, tabiri caizse, “odun olsun, bizden olsun” denilir. Bütün partiler, bütün görüşler için bunun böyle olduğunu yaşadığınız hayat içinde görürsünüz. Bu kaçınılmaz bir hastalık olarak girmiştir ve bunun temelleri İttihatçı davranışında, misyonunda yatar. Bunun aşılması son derece zordur. Çünkü Türk cemiyetinin terbiyesi maalesef bir ölçüde bu İttihatçı modeline dayanır. Bu özelliklerinin yanında İttihatçılık, Türkiye tarihinde bir atılımdır, Doğu dünyasında olmayan bir gruptur. İttihatçılar, yeni Türkiye’deki birtakım hastalıklara, totaliteryanizme itibar etmemeyi getirmiştir. Bununla beraber Cumhuriyet işe İttihatçı kadroları eleyerek başlamıştır. Yeni Cumhuriyet kadrosunu İttihatçı olarak görmek bir tartışmanın konusudur.
Tarih
İttihatçi Partizanlık/Paşaların İhaneti
Şüphesiz Almanlar ve Avusturyalılar Osmanlı ordusunu biliyorlardı. İngiltere ve Fransa, 1912-13 Balkan hezimetimiz üzerine bizi küçümsemişti. Bilindiği gibi o hezimet büyük ölçüde siyasi nedenlerden kaynaklanmıştır. Kumanda kadcmeleri birbirlerine düşmüşlerdir. Eski Kâmil Paşa Hükümeti sıradan bir hükümetti, Nâzım Paşa Halaskâran grubundan olup İttihatçıların muhalifiydi ve maalesef askerlik değil, siyaset yapmıştı. İttihatçıların Balkan Savaşı içinde entrikaları vardır ve Kâmil Paşa Hükümeti’nin lehine yazılacak zaferlerden çekindikleri bilinmektedir. Midilli’nin zaptı da böyle olmuştur. Mesela Rauf Bey çok milliyetperver bir deniz subayı olmasına rağmen parti militanlığı onun önüne geçmiştir ki parti militanlığı her türlü iş birliğini ve aklı ortadan kaldırır. Maalesef Averof gibi ortalama bir zırhlı kuzeydeki Yunan adalarını almıştır. Buna müsaade edilmemesi gerekirdi, ama orada bir hamiyetsizlik vardır. Mesela Selanik’e Tahsin Paşa gibi mazide hiçbir varlık gösteremeyen, iyi sicili olmayan bir adamı kolordu kumandanı tayin etmişlerdir. Selanik, çok önemli bir ovanın ortasında müstahkem bir mevki ve Avrupa-i Osmanî’nin en büyük şehridir. Bunu buraya tayin etme sebepleri Abdülhamid’in zulmüne uğraması, yani menkub olması imiş denilmektedir. Abdülhamid’in hep iyi adamlar sürdüğü gibi bir inanç oluşmuştu. Oysa Abdülhamid hürriyetperverleri sürdüğü gibi ahlaksız, işe yaramaz adamları da sürmüştür. Hasan Tahsin Paşa maalesef koskoca kolorduyla direnmeden Yunanlılara şehri teslim etmiştir. Biyografisinde, topladığı paraları Nice’te yediği söyleniyor. Böyle adamların kullanıldığı bir gerçektir. Mahmud Şevket Paşa, Balkan Savaşı sırasında tayin edildiği cepheyi beğenmeyip, kendisine verilen görevi kabul etmemiştir. Bu, askerlikte büyük suçtur ve o kişiyi kurşuna dizmeyi
Tarih