Tuncer TAMTÜRK

Tuncer TAMTÜRK
Yunus'un eğri odunu.
Yoldaş
Yolu gören gözlerin mi, yürüyen ayakların mı kıymetli? Hangisinden geçersin zorda kalsan. İşte ben zor'a girince gözlerin gördüğü ve ayakların ezdiği yol oldum. Söyle yoldaş, sen sonuna vardın mı? Bir sonu var mı? Çünkü ben gönlümde sınır bulamıyorum. Onların aradığı yerde yok pahasına dağıtılıyorum. Ki her nefsin avucunda, bir damla kadar, bütün sadakalığım.
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Türkiye'de Torpilciliğin Doğuşu
Odun Olsun, Bizden Olsun. Türk hayatında partizanlık, “ne olursa olsun, bizden olsun” anlayışını hâkim kılmıştır. Parti disiplini ve parti aidiyeti bizimkinden çok daha uzun ve kuvvetli olan Avrupa toplumlarında partizanlık zayıfladı ve birçok alanda hiç doğmadı. İnsanlar az çok liyakate ve sicile bakarlar. Mesela Sosyalist Parti’deki herhangi bir adamı getirip genel müdür yapmazlar ve başka vasfa da bakarlar. Almanya’da, İsveç’te işler daha ciddidir. Bizde ise, tabiri caizse, “odun olsun, bizden olsun” denilir. Bütün partiler, bütün görüşler için bunun böyle olduğunu yaşadığınız hayat içinde görürsünüz. Bu kaçınılmaz bir hastalık olarak girmiştir ve bunun temelleri İttihatçı davranışında, misyonunda yatar. Bunun aşılması son derece zordur. Çünkü Türk cemiyetinin terbiyesi maalesef bir ölçüde bu İttihatçı modeline dayanır. Bu özelliklerinin yanında İttihatçılık, Türkiye tarihinde bir atılımdır, Doğu dünyasında olmayan bir gruptur. İttihatçılar, yeni Türkiye’deki birtakım hastalıklara, totaliteryanizme itibar etmemeyi getirmiştir. Bununla beraber Cumhuriyet işe İttihatçı kadroları eleyerek başlamıştır. Yeni Cumhuriyet kadrosunu İttihatçı olarak görmek bir tartışmanın konusudur.
Tarih
İttihatçi Partizanlık/Paşaların İhaneti
Şüphesiz Almanlar ve Avusturyalılar Osmanlı ordusunu biliyorlardı. İngiltere ve Fransa, 1912-13 Balkan hezimetimiz üzerine bizi küçümsemişti. Bilindiği gibi o hezimet büyük ölçüde siyasi nedenlerden kaynaklanmıştır. Kumanda kadcmeleri birbirlerine düşmüşlerdir. Eski Kâmil Paşa Hükümeti sıradan bir hükümetti, Nâzım Paşa Halaskâran grubundan olup İttihatçıların muhalifiydi ve maalesef askerlik değil, siyaset yapmıştı. İttihatçıların Balkan Savaşı içinde entrikaları vardır ve Kâmil Paşa Hükümeti’nin lehine yazılacak zaferlerden çekindikleri bilinmektedir. Midilli’nin zaptı da böyle olmuştur. Mesela Rauf Bey çok milliyetperver bir deniz subayı olmasına rağmen parti militanlığı onun önüne geçmiştir ki parti militanlığı her türlü iş birliğini ve aklı ortadan kaldırır. Maalesef Averof gibi ortalama bir zırhlı kuzeydeki Yunan adalarını almıştır. Buna müsaade edilmemesi gerekirdi, ama orada bir hamiyetsizlik vardır. Mesela Selanik’e Tahsin Paşa gibi mazide hiçbir varlık gösteremeyen, iyi sicili olmayan bir adamı kolordu kumandanı tayin etmişlerdir. Selanik, çok önemli bir ovanın ortasında müstahkem bir mevki ve Avrupa-i Osmanî’nin en büyük şehridir. Bunu buraya tayin etme sebepleri Abdülhamid’in zulmüne uğraması, yani menkub olması imiş denilmektedir. Abdülhamid’in hep iyi adamlar sürdüğü gibi bir inanç oluşmuştu. Oysa Abdülhamid hürriyetperverleri sürdüğü gibi ahlaksız, işe yaramaz adamları da sürmüştür. Hasan Tahsin Paşa maalesef koskoca kolorduyla direnmeden Yunanlılara şehri teslim etmiştir. Biyografisinde, topladığı paraları Nice’te yediği söyleniyor. Böyle adamların kullanıldığı bir gerçektir. Mahmud Şevket Paşa, Balkan Savaşı sırasında tayin edildiği cepheyi beğenmeyip, kendisine verilen görevi kabul etmemiştir. Bu, askerlikte büyük suçtur ve o kişiyi kurşuna dizmeyi
Tarih
İttihatçıların Hatası
3 asker 1 Tüfek İttihatçılar orduyu da modernleştirmiş oldukları için beklemeleri ve saldırıya uğrarlarsa saldırmaları gerekirdi. İlla ki bir tarafa katılmanın manası olmadığı gibi Almanya gibi zayıf kalan bir kuvvetle ittifak etmek çok lüzumsuzdu. Biz Almanya’yla ittifaka ve harbe girdiğimiz zaman Almanya’nın başarılı olamayacağını akıllı kurmaylar her yerde söylüyordu. Mesela İsmet (İnönü) daha önce de işaret ettiğimiz bir raporunda “Marne Cephesi’ndeki duraklamasından sonra Almanya’ya güvenilmez” diyordu. Almanların Tannenberg’de Rusları yenmiş olması çok anlamlı değildi, zira, Ruslarınki çok mücehhez bir ordu sayılmazdı. O sırada Rusya’nın berbat bir kumanda kademesi vardı ve tıpkı İkinci Dünya Sâvaşı’nda olduğu gibi üç asker bir tüfekle harbe giriyordu. Böyle bir orduyu, kumandanları da iyi olmayınca, Tannenberg bataklıklarında çevirmek zor olmamıştı. Hindenburg’u küçümseyemeyiz, ama Marne Cephesi’nde doğudan batıya asker sevk edilmesine rağmen muvaffak olunamamıştı. Özetle Osmanlı İmparatorluğu İngiltere’yi oyalamak için Almanlar tarafından harbe alınmıştır.
Tarih
İttihatçıların Nitelikleri
İttihat ve Terakki Simdilerde, yeniden İttihatçıları methetme dönemi başladı. Tarih, yakasına yapışılıp hesaplaşılacak bir şey değildir. Hâlbuki Türkiye’de, sabah akşam İttihatçılara küfür eden hasta kafalı insanlar vardır. Ancak şu unutulmamalıdır ki abartma çok tehlikeli bir üslubdur; İttihatçıların kendilerine göre vatan sevgileri vardı, kendilerine göre cesurdurlar. Örgütlenmeyi çok iyi bilen adamlardı, komitacıydılar ve aralarında bağ vardı. Ama hepsi aynı derecede ilkeli değildi. Mesela, Cemal Paşa saltanatı ve gösterişi çok severdi. Enver Paşa. Sultan’la evli olmasından ötürü lüksten çok uzak olamazdı. Talat Paşa ise ayrıdır. Sadrazamken, Almanya’dan karısına hediye diye süpürge getirirdi, fakat masraf çok olur diye sadrazam konağına gidemez, Babıâli’ye yakın bir yerde kirada otururdu. . . İttihatçılar teşkilatçıydılar, orduyu modernleştirdiler, Türkiye modernleşmesini götürdüler. Fakat müthiş hatalar yaptılar ve imanları zannedildiği kadar kuvvetli değildi. Biz millet olarak devlet adamından çok büyük iman beklemeyiz. gerçeği tanıması yeterlidir. Mesela bir devlet adamının, “Harbe girmezsek bizi yerler” diye paniğe kapılmaması gerekir.
Sayfa 60
Tarih