Tuncer TAMTÜRK

Tuncer TAMTÜRK
Yunus'un eğri odunu.
Yenilginin Kabülü ve Diriliş
... Hatta sonradan şunu gördüm; sonraları komünizmden yaka silken ama öncesinde de çarı devirmek için elinden geleni yapan bir sürü milliyetçi, “Keşke devirmeseymişiz” demeye başladılar. Osmanlı İmparatorluğu’nda halk çok çabuk bir tevekkülle kabul etti ve ortaya bir monarşist parti çıkmadı. Politikacı zümre yeni hayata intibak etti. Belki bu durum yenilginin tasfiyesinden ileri geliyor. Bir diğer ifade ile baştaki yenilgi statüsü tasfiye edildi ve o diriliş insanlara yeniden ayağa kalkmak için bir ümit verdi.
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Türk Milliyetçiliği
19. asırda Avrupa’da çok uluslu üç imparatorluk vardı: Avusturya-Macaristan, Rusya Çarlığı ve Osmanlı İmparatorluğu. Bunların hükmettikleri topraklarda, istisnasız biçimde, önemli geçmişleri olan milletler bulunuyordu. Ruslar Polonezlere hükmediyordu ama Polonezler 200 yıl önce Ruslara hükmettiklerini hatırlıyorlardı. Bu durum, söz konusu imparatorlukların hepsi için geçerlidir. Tarihi bir romantizmden gelen bir duygu içindedirler ve tabiatıyla, milliyetçilik buralarda bazı akımlar çıkarmıştır: 1. Rusyada Pantürkizm çıktı ve bilimsel olarak Avusturya-Macaristan bunu destekliyordu. (Merkezi Budapeşte Üniversiiesi’ydi.) 2. Avusturya’da Panslavizm gelişti. (Merkezi talebe hâreketleri açısından Viyana Üniversitesi’ydi. Ama ilmi Panslavizm Prag Üniversitesi ve aydın çevrelerinde gelişti.) 3. Osmanlı İmparatorluğu’nda da Slavcılık vardı. Berlin Kongresi’nden sonra bu yok olduğu için bir İslamizm çıktı. Pantürkizm, Ziya Gökalp ve İttihat ve Terakki’ nin söylediğine uygun olarak, siyasi bir birleşmeyi hedef alan bir milliyetçilik değildi. Amaç için siyasal bir örgütlenme yoktur. (Bu Balkan Savaşı’na kadar geçerli olacaktır. Bu harbden sonra ise büyük imparatorluk toprakları elden çıkınca, buna ihtiyaç duyulacak ve Turancılık siyasi program haline getirilecektir.) Bu olaya kadar bir siyasal programdan değil, daha çok kültürel bir Türkçülükten söz edilebilir. '
Tarih
Arap Milliyetçiliği
Zayıf kilise eğitimi yanında 19. asırdan itibaren laik maarif de gelişmeler kaydediyordu. Esasen dinî kurumların önemli rolüne rağmen Balkan milliyetçiliği laik karakterlidir. Bu durum Arap milliyetçiliğinde de belirgin bir niteliktir. Sebebi ise, Osmanlı milletlerinin aynı dili konuşsalar bile, aralarındaki din ve mezhep farkıdır. Mesela Bulgarlar içinde “Pomak” denen yaygın bir Müslüman grup vardı. Arnavutluk’ta Müslümanların haricinde, kalabalık bir Katolik grup ve Ortodokslar da vardı. Hepsi Hıristiyan olsa da aralarında, Ermenilerde rastlandığı üzere, mezhep farkı vardı. Araplarda da Müslüman oldukları halde mezhep farkı ve çeşitli Hıristiyan gruplar vardı. Arap milliyetçiliği, 19. asrın sonunda ortaya çıkan ve daha çok İmparatorluk merkezileştikçe güçlenen bir akımdır... Batı tesirinin büyüklüğü, ilk Arap milliyetçilerinin Hıristiyan olmaları veya Hıristiyan Batı tesirinde kalan kimseler arasından çıkmasıyla anlaşılıyor. Arap milliyetçiliği hiçbir zaman Balkanlar’daki kadar güçlü ve yaygın olmadı. Üstelik Araplar bugünkü Arap topraklarını işgal ettikleri zaman, buralarda yaşayan Arap olmayan kimseleri Araplaştırmışlardı, ancak, bazıları ise Hıristiyan kalmışlardı. Arap dünyası üzerinde dil birliği ötesinde bir dinî birlik yoktur. İslam hâkimdir ama onun da mezhepleri vardır.
Tarih
Milliyetçilikler Dönemi
Osmanlı bir imparatorluktu ve bünyesinde farklı milletlerde toplulukları barındırıyordu. 18. asırdan itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasını Büyük Fransız Devrimi’nin getirdiği milliyetçilik fikrine bağlayarak açıklamak oldukça yetersizdir. Çünkü imparatorluğun parçalanmasında etkin olan milliyetçilik, 15. asırdan beri Balkan milletlerinin bir ürünüdür. Daha doğru bir deyişle, Balkan milliyetçiliği ile Fransız Devrimi’nin getirdiği milliyetçilik arasındaki farklar benzerliklerden daha fazladır. Fransız Devrimi’nden eşitlik, kardeşlik, özgürlük ilkeleri, Fransa toprağının Fransızca konuşan bütün insanlarını vatandaşlar (birbirlerine nazaran kanuni imtiyazları olmayan hür vatandaşlar) olarak mütalâa etmekten ibarettir. Fransız Devrimi, kraliyetle birlikte kiliseye karşı yapılmıştır. Balkan milliyetçiliğinin ise temel mihrakı kilisedir. Tıpkı bütün Doğu Avrupa milliyetçi hareketleri gibi Balkanlar’da da özgürlük bağımsızlık demektir. Başka kavimlerin bağımsızlıkçı milliyetçiliği en sonunda Osmanlı ülkesinin, asıl unsuru olan Türklerde 'de bir kişilik buldu ve Türkçülük akımının gelişmesine yol açtı. Balkanlar’da eskiden beri elit zümre arasında bir tür Panslavizm ya da Bulgarlarda olduğu gibi bir tür Bulgar milliyetçiliği vardı. Balkan kavimlerinin bağımsızlık kazanmasında Çarlık Rusyası’nın rolünü abartmak, özellikle Türk ve Rus tarihçilere özgü bir hatadır. Mesela Bulgaristan, kendi örgütlenmesi ve mücadelesi sayesinde 1877-1878 savaşında olmasa bile, bundan çok kısa bir süre sonra bağımsızlığını alabilirdi. Tam anlamıyla olgunlaşmadan dış kuvvetlerin yardımıyla bağımsızlığını alan Yunanistan’da ise bu sakat yapı epey uzun devam etti ve dış vesayet süregitti.
Sayfa 52
Tarih
Gönlümüze sığınmışız, kıranları ayıplıyoruz... Oysa aynanın gösterdiği hakikat değilmidir?
Felsefe