Zayıf kilise eğitimi yanında 19. asırdan itibaren laik maarif de gelişmeler kaydediyordu. Esasen dinî kurumların önemli rolüne rağmen Balkan milliyetçiliği laik karakterlidir.
Bu durum Arap milliyetçiliğinde de belirgin bir niteliktir. Sebebi ise, Osmanlı milletlerinin aynı dili konuşsalar bile, aralarındaki din ve mezhep farkıdır. Mesela Bulgarlar içinde “Pomak” denen yaygın bir Müslüman grup vardı. Arnavutluk’ta Müslümanların haricinde, kalabalık bir Katolik grup ve Ortodokslar da vardı. Hepsi Hıristiyan olsa da aralarında, Ermenilerde rastlandığı üzere, mezhep farkı vardı. Araplarda da Müslüman oldukları halde mezhep farkı ve çeşitli Hıristiyan gruplar vardı. Arap milliyetçiliği, 19. asrın sonunda ortaya çıkan ve daha çok İmparatorluk merkezileştikçe güçlenen bir akımdır... Batı tesirinin büyüklüğü, ilk Arap milliyetçilerinin Hıristiyan olmaları veya Hıristiyan Batı tesirinde kalan kimseler arasından çıkmasıyla anlaşılıyor. Arap milliyetçiliği hiçbir zaman Balkanlar’daki kadar güçlü ve yaygın olmadı. Üstelik Araplar bugünkü Arap topraklarını işgal ettikleri zaman, buralarda yaşayan Arap olmayan kimseleri Araplaştırmışlardı, ancak, bazıları ise Hıristiyan kalmışlardı. Arap dünyası üzerinde dil birliği ötesinde bir dinî birlik yoktur. İslam hâkimdir ama onun da mezhepleri vardır.