Tuncer TAMTÜRK

Tuncer TAMTÜRK
Yunus'un eğri odunu.
Atatürk 'ün soyu ve Akrabaları
Atatürk 'ün anne ve baba tarafı Balkanlar’ a yerleştirilmiş Yörük Türkmenlerdendir. Babasının amcasından dolayı soyları devam etmiştir. Hatta Atatürk, reis-i cumhur iken büyük amcanın çocuklarından ikisinin nikâh şahitliğini yapmıştır.
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Atatürk 'ün Şeceresi
İnsanlar: kayıtla değil, intiba ve bilgi ile devam ediyorlardı. Cemiyet bir kimsenin nikâhlı olduğunu görüyor çocuklarını biliyor ve ona göre akrabalar oluyor ve yaşanıyordu. Yer değiştirildiği takdirde ise büyük problemler çıkıyordu. İşte Rumeli böyledir. İnsanlar hafızaları ile bir müddet daha devam edebilmişler ancak yerlerini değiştirdikten sonra maslahat değişmeye başlamıştır. Dolayısıyla bize verilen şecere, bütün Rumeli insanları gibi Atatürk hakkında da, geleneksel yöntemlere, yani akraba-i taallukata, bilinenlere ve etraftaki kayıtlara dayanmaktadır. Hiç kimsenin tasdikli bir noter şeceresi çıkarması bizim cemiyetimizde mümkün değildir. Bu çok az zümreye hatta insana mahsustur. Hanedan başta gelir; dünya lord bürokrasisi nin üyeleri içinde bile en sağlamı, Osmanlı hanedanı denir ki bu doğrudur. Fakat hanedanda da kadınların çoğunun soyunun nereden geldiği bilinmemektedir ve bir tartışma konusudur. Atatürk ile ilgili olarak Konya Çelebilerinden olduğu söyleniyor. Bunun dışındaki tartışmaların hepsi bir yerde tıkanmaya girebilir. Bu konunun böyle işlendiğini bilmek gerekir. Kayıt sistemimizden, tarihî kayıttan, nüfüs üzerindeki bilgilerimizden dolayı Türkiye’de Belirli insanlar böyle efsaneler yaratıyorlar ve sapmalara sebep oluyorlar. Mühim mesele, insanların bu konudaki bilgisinin çevreye, sözlü kültüre ve maşeri hafızaya dayanmasıdır.
Tarih
İftiralar
Daha beter bir olaya da şahit olundu: Atatürk’ün Dâhiliye Vekili Şükrü Kaya’ya, İsmet İnönü’ye hitaben bir mektup yazdırttığı iddia edildi. Mektup TBMM rumuzluydu. Yalnız sayardan çıktığını herkes anlardı. Güya Şükrü Kaya, İsmet Paşa’ya, “Atatürk sizi öldürtecek, ben koruyayım” diyormuş. Şüphesiz sahte bir belgeydi. Bir de Kâzım Karabekir Paşa’yla Türkiye’nin Mareşali Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü karşı karşıya getirmeye çalışıyorlâr. Bu gayretin hedefinin kimler olduğu doğrusu beni ilgilendirmiyor, ama ardında yatan başka özlemler var ve bu özlem sahipleri seslerini bu gibi oyunlarla yükseltmeye çabalıyorlar.
Tarih
Dostoyevski ve Köpek
Dostoyevski hapishanedeki bir köpeğin yanından geçen her mahkum tarafından tekmelendiğini gözlemler. Köpek mahkumlardan kaçmadığı gibi yanına bir mahkum yaklaştığında eğilerek tekmelenme pozisyonu almaktadır. Dostoyevski bir gün köpeğin yanına yaklaşıp başını okşar. Köpek şaşkın şaşkın ona bakarak hızla yanından uzaklaşır ve acı acı havlamaya başlar. O günden sonra köpek Dostoyevski’yi her gördüğünde ondan kaçar. Ruhu köleleştirilmiş bu köpek bir sevgi açıdır. Bu durum insanlar için de geçerlidir. Hayatları boyunca kötü davranışlara uğramış sevgi açları iyi bir davranışla karşılaştıklarında nasıl davranacaklarını bilemezler. Bazen kötü davrandığınız insanlar size tapar, bazense iyi davrandıklarınız sizden nefret eder. Böyle insanların gözünde onları aşağılamanız onlar için bir beklentidir. Sizi gözlerinde yüceltirler. Eşit ve iyi davrandığınızda ise onların gözündeki değeriniz birdenbire düşer... ( Alıntıdır)
İlişkiler
FİZAN'IN HİKAYESİ
Aslında Trablusgarb, bizimkiler için bir sürgün yerini de barındıyordu: Fizan... Dilimize bir deyim olarak da yerleşen Fizan, buradadır. II. Abdülhamid döneminde burası sürgün yeriydi. Buraya giden sürgünler, yani Jön Türk takımı bir yerden sonra üstlerinde büyük bir baskı olmadan geçiniyor. Türkiye tarihçiliğinde popüler bir isim olan Yılmaz Öztuna değinmiştir: Trablusgarb Mevkii Kumandanı Recep Paşa bunları koruyor ya da korur görünüyor, takip ediyor, bir süre sonra da kaçmalarına göz yumuyor yâ da aflarına aracılık ediyor. Onun için sevilirdi ve İttihatçılar Recep Paşa’yı II. Meşrutiyet’ten sonra Harbiye Nazırı yaptılar. Mesela Trablusgarb divan âzâsının eşi Zeyneb Hanım buraya sürgüne gönderildi diye Kraliçe Victoria ve Kaiser, Wilhelm'e “Kocama sahip çıkıp affettiriniz” diye mektup yâzmıştır. Trablusgarb yani Fizan dediğimiz bölgeye bakacak olursak Fizan’ın bir yakıştırma ve aslında güneydeki sancak olduğu görülür. Fizan sürgünü, bizim hürriyet edebiyatında çok yer tutar. Adeta Rusya’nın Sibiryası gibidir.
Sayfa 84
Tarih