Ümran Bulut

Ümran Bulut
@Killeraskolnikov
87 okur puanı
Mart 2017 tarihinde katıldı
10/10
·160 syf.··
2019 1. kitabı
Bazen bazı kitaplar anlattığı olaya, verdiği mesaja göre tüm bakış açımızı değiştirecek güçte olabilir. Bize o kadar tesir ederler ki bitirdikten sonra her nesne anlamlı gelmeye başlar, zihnimizin bir köşesinde hep o verdiği mesaj asılı durur. Ben Bir Gürgen Dalıyım'ı okumaya başladığım ilk andan itibaren bu his peşimi bırakmadı. Kitabın kapağını her kapattığımda etrafımdaki eşyalar sanki onun içinden fırlamış ve benimle konuşuyor gibiydi. Oturduğum sıraya, önümdeki masaya dokunmaya ürktüm. Bir süre kitabı göğsüme bastırıp öylece kalakaldım. Eser masal tarzında yazılmış, resimli küçük bir hikaye kitabı. Kendisi küçük ama verdiği mesajlar devasa nitelikte. Eğri oturur düz konuşursak sürekli olarak ağaçların kesilmesi ile ilgili çıkan haberler, bu olaylar hakkında yapılan eylemler çok fazla umrumda olmuyordu. Bu durumun doğuracağı kötü sonuçlardan haberim vardı evet ama okuduğum bir tecavüz ya da cinayet vb. olaylar kadar önem teşkil etmiyordu benim için. Bu kitabın bana kattığı en önemli şey de işte tam burada devreye girdi. Tüm samimiyetimle söyleyebilirim ki artık yapılan ağaç katliamlarına -evet katliam diyorum çünkü benim için artık kesilen her ağaç bir katliam değerinde- çok farklı bir gözle bakıyorum. Bunun nedeni de yazarın masal tadında yazdığı öyküyle yüzümüze bir tokat gibi inen anlatım tarzıydı. Bir ağacın ağzından anlatılan kitap ilk bakışta çocuklara hitap eden eğlenceli, resimli bir öykü gibi duruyor. Fakat bu kitabı okuyan büyükler sayfalarda birebir kendi umursamazlığını görüyor. En azından benim açımdan durum tam olarak böyle. Bunun yanı sıra kitapta beni en çok etkileyen bir diğer unsur ise Gürgen Dalı'nın azmi , cesareti ve umudu oldu. Kitabın sonunda yaptığı şey ise son noktayı koydu tam anlamıyla. Kitabı bitirdikten sonra bu kitabı herkese
Ben Bir Gürgen DalıyımHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20197,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·224 syf.··
2018 15. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2018 00:00
Kapağında da yazdığı gibi kitap 99 reçeteden yani 99 tane denemeden oluşuyor. Yazar her denemesinin başına Kafka'nın bir sözünü ekleyerek bu söz üzerinden düşüncelerini dile getirmiş. Türü itibari ile farklı bir kitap olduğu için çok ilgimi çekmişti, pek de bir beklentim yoktu ama tam olarak istediğim etkiyi alamadığımı söyleyebilirim. Bazı denemelerini sevemedim ama bazıları çok güzeldi. Yazarın denemelerinden ziyade beni özellikle Kafka'nın sözleri etkiledi. Ayrıca bu sözler bende yoğun bir Kafka okuma isteği de yarattı. Henüz Kafka'dan sadece iki eser okudum ama diğer kitaplarını da okumayı istiyorum çünkü bu kitapta yer alan sözleri beni fazlasıyla etkiledi. Kitaptan birçok yeni terim öğrendim bu en sevdiğim kısımlardan biriydi. Aslında bu kitap bir çırpıda okunup bitirilmesi gerekilen bir kitap değil aksine başucu kitabı olarak seçebileceğiniz ve her gün bir bölüm şeklinde okursanız daha iyi verim alabileceğiniz bir kitap. Sanırım ben bu şekilde okumadığım için de istediğim etkiyi alamamış olabilirim. Serinin diğer kitaplarını da almayı düşünüyorum,özellikle Her Güne Bir Shakespeare çok ilgimi çekti. Farklı bir tür okuyup kafasını dağıtmak isteyenlere, Kafka hayranlarına önerimdir. Keyifli okumalar dilerim.
İlişkiler
Her Güne Bir KafkaAllan Percy · Pena Yayınları · 2017229 okunma
10/10
·604 syf.··
2018 19. kitabı
Bir kitabı beğenmenizdeki temel unsur nedir? Teknik anlamdan kusursuz olması mı, yazarın etkileyici anlatımı mı, kurgunun özgünlüğü mü? Benim için ana unsur hissedebilmektir. Uçurtma Avcısı'nı, Bronz Atlı’yı, Hayatın Kıyısında'yı da değerli kılan budur. Belki de bu kitapların birçok küçük kusurları, eksik tarafları vardır. Ama bu kusurların hiçbiri, bahsettiğim kitapları okurken hissettiğim duyguların önüne geçemez. Cam Çocuk ile bunun ne bağlantısı var diye sorarsınız ben de konuyu tam olarak buraya bağlıyorum. Cam Çocuk'un birçok küçük kusuru vardı, anlatımında , zaman ögelerinde , kurgunun işlenişinde ve daha benim göremediğim birçok yerinde. Ama bu kitap bana o kadar çok şey kattı ki kitabı okurken hissettiklerim ile bahsettiğim kusurları bir teraziye koysam hislerimin olduğu taraf daha ağır geleceği için kitaptan puan kırmaya gönlüm el vermedi. Kitap okumanın en kötü yanı nedir diye sorsalar sanırım cevabım bitirdikten sonra sevdiğin karakterlerin zihnimde açtığı hasar derim. Üzerinden zaman geçmesine rağmen Hasan’ı, Tatyana ve Alexander'ı, Theodore Finch’i unutamamın sebebi de budur. Artık bu arkadaşların yanına katılan iki karakter daha var. Anna ve Willow. Sizi bilmem ama eğer bir kitapta kendime çok yakın hissettiğim bir karakterle tanışırsam o kitap benim için çok değerli hale gelir. Anna ve Willow benim sürekli çatışan iki yanımı temsil ediyordu. Biri yaşadığı her şeye rağmen annesine ben çok şanslıyım derken, diğeri de nankör sıfatı yiyip küçük sorunları çok büyük hale getiren biriydi. Her iki karakterinde kendime çok yakın hissettiğim yönleri vardı ve bu kitabı benim gözümde daha değerli hale getirdi.Anna'nın yaptıklarına okurken belki çoğu insan hak vermez ve onu bencil biri olarak görür ama ben onu anladığım için yaptığı her şey derinlerimde bir yere
Edebiyat
Cam ÇocukJodi Picoult · April Yayıncılık · 20201,122 okunma
10/10
·450 syf.··
2018 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2018 00:00
Cam Çocuk'u büyük bir hayranlıkla okuyup bitirdikten sonra hiç hız kesmeden kütüphanede ne zamandır gözüme kestirdiğim yazarın diğer kitabı Kız Kardeşim İçin'e başladım. Cam Çocuk'a hiçbir beklenti ile başlamamış olmama rağmen Kız Kardeşim İçin'e büyük bir beklenti ile başladım. Bunun sebebi de tabii ki Cam Çocuk'a olan büyük sevgimdi. Bu kitabı da en az Cam Çocuk kadar çok sevdim ama herkeste olduğu gibi bende de bir yazardan okuduğum ilk kitabının yeri ayrı oluyor. Bu kitabın kötülüğünden ya da eksikliğinden değil ama ilkler her zaman bir iz bırakır ben de. Bu kitapta da çok etkilendim ama bir Cam Çocuk kadar mı diye sorarsanız hayır cevabını veririm. İkinci kitabı ile birlikte yazarın kalemini çözdüm diyebilirim ama diğer kitaplarını da okumadan kesin bir yargıya varmak istemiyorum. Genel olarak açacak olursam yazar Cam Çocuk'da da Kız Kardeşim İçin'de de toplumun hoş görmeyeceği bir olay üzerinden yargıya taşınan ve parçalanan aileleri, kardeşler üzerinden çocuk psikolojini ele alıyor diyebilirim. Karakterlerde her iki kitabında da aynı vasıflara sahip şekilde çıkıyor. Bunlar bir avukat, fiziksel bir hastalığı olan bir çocuk, bu çocuğun kardeşi veyahut kardeşleri, anne ve babadan oluşuyor. Kitapta kurgunun temeli karakterlerden birinin dava açması ile oluşturuluyor ve yapı taşları da bu davanın aile üzerindeki etkisi ile bir bir yerine oturuyor. Diğer kitabında da bu kitabında da kurgu aynı bu şekilde işlenmişti. Aslında sıkıcı gibi gözüküyor ama yazar o kadar güzel ve derin konuları ele alıyor ki aynı hamurla çok farklı ve lezzetli ürünler ortaya çıkarıyor. Vermek istediği mesajla kitabın sonunda sizi öyle bir yaralıyor ki günlerce aklınızdan çıkaramıyor ve yaşamınızın bir yerine istemsizce yerleştiriyorsunuz. Yazarın bu kadar çarpıcı mesajlar vermesi de aslında
Edebiyat
Kız Kardeşim İçinJodi Picoult · April Yayıncılık · 20191,866 okunma
7/10
·360 syf.··
2018 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2018 00:00
Popüler kitapların benim gözümde şansız yanı herkes tarafından okunup beğenildiği için istemsizce bir beklentiyi içlerine çekmeleri. Her ne kadar bir beklentiye kapılmamak istemeseniz de yapılan yorumlar, kitabın beğeni durumu malesef ki sizi buna itiyor. Marie Lu bookstagramda en popüler olan yazarlardan biri. Yazarın diğer serisi de sürekli olarak karşıma çıkıyordu ve çok beğeni aldığını görüyordum ama bu kitabın daha baskı aşamasından okurları bu kadar heyecanlandırması ben de kitaba karşı bir merak duygusunun uyanmasına sebep oldu haliyle. Nihayet bir arkadaşım vasıtasıyla bu ayın ilk günlerinde okuma fırsatını elde edebildim.Puan kırmamın nedeni başta da bahsettiğim gibi beklentilerimi karşılayamamış olması. Kitabın çok orijinal bir konusu vardı ve daha ilk sayfadan bir olayın patlak verip okuyucunun merak içinde kalması gerçekten çok güzeldi ama dediğim gibi bu kitaptan tam olarak istediğim verimi alamadım. Konusu farklıydı, yazarın anlatımı da çok sürükleyiciydi fakat ben olay örgüsünü fazlasıyla sıradan buldum. Örnek verecek olursam yazar bir olay patlatıyor ve sonrasında olacakları çok merak ediyorum ama bir yandan da bunun altından ne çıkabilir diye teoriler üretirken ürettiğim tüm o teoriler doğru çıkıyor ve ben kelimenin tam anlamıyla böyle olacağını biliyordum moduna giriyorum. Kitapta baştan sona beni gerçekten şaşırtan hiçbir şey olmadı. Emika’nın yaptıkları da arada patlayan yazarın sıradışı sandığı ama ortalama her fantastik okuyucusunun tahmin edebileceği olaylar da tamamıyla çok sıradan ve düzdü. Karakterler de aynı şekilde fiziksel görünümleri yönünden benzerlerinden sıyrılsalarda yaptıkları hareket ve hamleler tahmin edilebilir nitelikteydi. Fakat tekrardan söylüyorum kitabın konusu gerçekten çok orijinaldi. Şu ana kadar okuduğum hiçbir distopya ve
Edebiyat
Warcross - Bir Sanal Gerçeklik OyunuMarie Lu · Yabancı Yayınları · 20178,3bin okunma