Ona endişe ediyorsun, bunu endişe ediyorsun.
Ötekine takıyorsun, berikine takıyorsun.
Şunu dert ediyorsun, bunu dert ediyorsun.
O niye oldu, bu niye olmadı diye gece gündüz mutsuzluğa gark oluyorsun.
Sonra, ölüyorsun.
Hepi topu bu mu yani?
Kaç insan yüreği suçlanmadan gitmiştir bu dünyadan? Kaç kişi aşağılanmamıştır en az bir sözle? Kaç kişi iyi niyetle yaptıklarından dolayı kötü niyete muhatap olmamıştır?
İnsan, insanın üzerine depremin kalıntıları gibi çöker
İnsanın kendisini unutması en büyük hastalıktır. Kendi gerçekliğini göz ardı etmek en büyük beladır. Böyle biri, çevresinde ölümü görse, ölümü düşünse bile bunu kendisine değil, başkasına yakıştırır. Ayrılışları başka bir diyara göçüşleri asla kendi üzerine almaz; kendini hep güçlü görmek ister. Çünkü yalnızca kendisi vardır güvenebileceği. Ölüm onu ilgilendirmiyordur sanki. Sanki hersey, herkes ölecek ama o hep kalacaktır. Gaflet işte. insanın kendisini unuttuğu, kendi gerçekliğinin üzerini örttüğü kaim perde.
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım