Bir şeyi hep biliyormuş da bildiğini bilmiyormuş gibi. Unutmuş da hatırlamış, yitirmiş de bulmuş gibi. Ona bir şey olmuştu, kendini olup bitene olduğu gibi bıraktı. Başka türlüsü de zaten mümkün değildi. Belli ki bundan böyle Settarhan'dan geriye bir şey kalmayacaktı. Azam ne kadarsa Settarhan o kadardı.
"Ey" diye başladı Settarhan, yüzüne ilgisiz bir ifade takınmaya çalışarak, "Ey küçük Sultan." Ama "küçük" te iyice zorlandı. Karşısındaki güzellik böylesine büyürken, küçüklüğü filan kalmamıştı henüz adını koyamasa da saklamaya çalıştığı şeyin.
Firdevs Usta'ya göre iyi bir halının ilk şartı tek elden çıkmasıydı. O kadar tek elden çıkmalıydı ki bir halıda ilk ilmeyi atan elin sahibi bile son ilmeyi atacağı güne kadar aynı kişi olarak kalmalıydı. Ama mümkün müydü böylesi? Değildi. İşte bu yüzden kusursuz bir halı bu kusurlu dünyada hiçbir zaman örülemeyecekti.