TOG Kitap Arkadaşım Projesi
Birlikte okuyup tartışıp bağışlıyoruz Daha iyi bir dünya inşa ediyoruz
Formu doldurarak aramıza katılabilirsiniz
Murat Ergin, Demet, Esma, Ahmet KarakuşSelma Nur Arslan
Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi: Boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni. Bu sefer geride bir şey bırakmadım.
Değerli üyelerimizden Rümeysa Yıldız'ın inceleme yazısı için kendisine teşekkür ediyoruz
"Yıllardır aradığını bulur bulmaz yitirmesine sebep olan bu saçma, alaycı düzene boyun eğmiş gibi kendini koyverdi. Şimdi ona istediklerini yapabilirlerdi."
Kitabın son sayfasından olan bu alıntı, kitabı anlamak için mükemmel bir başlangıç. Kitabın ilk sayfasından beri başkarakter - yani C.- bir arayış içinde. İnsanın doğumunda, başkaları tarafından kendinden habersizce verilen adının önemsiz olduğunu düşünüyor. Bu yüzden adını kullanmıyor. Kendini 'aylak' olarak tanımlıyor. Bu yönüyle o yılların aydın ve entelektüel bireyini sembolize ediyor. Kitapta, bireyin yalnızlaşması, kendini toplumdan soyutlamasının çok iyi ifade edildiğini düşünüyorum. Toplumun basmakalıplıkları, insanların samimiyetsiz tavırları eleştiriliyor. Hayatta hepimizin tutunacak bir şeyleri olması gerektiğinden bahsediyor. İş gibi, para gibi, aile gibi. C. tek gülünç olmayan tutamağın gerçek sevgi olduğunu düşünüyor. Aradığı şey de bu: kendisini içten sevecek bir kadın. Onun istediği alışılmışlıklardan oluşan hayatın rahatlığı değil. Yenilik istiyor. Çaba istiyor. Normal insanlardan, sıradan hayatlardan, alışkanlıklardan korkuyor.
Postmodern romanın topluma bakışı, 60'lı yıllardaki aydınların bireyselleşi romanda başarılı şekilde işlenmiş. Postmodernizmde sıklıkla gördüğümüz bilinç akışı, leitmotif, iç konuşma gibi anlatım teknikleri başarıyla kullanılmış. Karakterlerin psikolojik durumlarını çok iyi anlıyoruz okuyunca. C. yaşadığı çevrede kendini turist gibi hissediyor. Oraya ait değilmiş, yabancıymış gibi. Çocukluğundan, özellikle babasından kalan travmaları var. Babası neyse o tam tersi olmak istiyor. Çalışmıyor, bu yüzden aylak. Ama sinemaya gidiyor, kitap okuyor, lokantalarda yemek yiyor. Para
Şükür cehalet bitti!
Kimse okumuyor, herkes yazıyor.
Kimse öğrenmiyor, herkes biliyor.
Kimse susmuyor, herkes konuşuyor.
Kimse çekilmiyor, herkes ortada.
Kimse kederlenmiyor, herkes şenlik.
Kimse yere bakmıyor, herkes gökyüzü.
Kimse sevmiyor, herkes arzu ediyor.
Kimse gözyaşı değil, herkes küfür.
Kimse eşik değil, herkes ufukların ötesi.
Kimse gölge değil, herkes ışık.
Tevazu bitti. İncelik bitti. Hatıra bitti. Gönül bitti. Şarkı bitti.
Bir aynalar pazarı ki, yaşıyoruz işte…
Şükrü Erbaş 🌿