Ne giysisinde ne de duruşunda özel bir şey yoktu fakat Levin için bu kalabalığın ortasında onu tanımak, ısırgan otlarının arasında gül fidanını tanımak kadar kolaydı.
Farklı çalışma alanlarını seçmiş insanlar arasında sık sık olduğu gibi, onların da her biri, diğerinin çalışması üzerinde uzun uzun düşünerek zihninde haklı görse bile, içinde, ruhunda bu çalışmayı küçümsüyordu. Kendi sürdürdüğü yaşam her birine göre tek gerçek yaşam, arkadaşınınki ise sadece bir hayal, bir görüntüydü.
Tanpınar'ın güzide eserlerinden bu kitapta, Hayri İrdal baş karakter. Hayatı roman boyunca tüm ayrıntıları ile olaylara sirayet etmekte. Halit Ayarcı ise romanda olayların kurtarıcısı, anahtar karakter rolünde. Öyle ki soy ismi bile kitap ve dahi içerisindeki enstitü ile ilişkili. Hayri İrdal'ın biyografik sergüzeşti ve yine bu sayede tahayyüle ve inanmaya dayanarak oluşturulan enstitü bizlere bir çağı özetliyor. O çağ insanının Batı özentisini bu durumun davranışlara nasıl nüfuz ettiğini ironik bir dille gözler önüne seriyor. Hayri İrdal'ın ikinci eşi Pakize ve kız kardeşleri bu noktada karşımıza çıkan karakterler. Yine Doktor Ramiz dönem aydınlarının zaviyesini canlandırmakta. Anlaşılması bir miktar güç kurgusu ve pek çok kelimede sözlüğe bakmayı gerektiren diliyle hemen her okuyucuya hitap etmese de muazzam betimlemeleri, kurgunun ilginçliği yönüyle bence oldukça keyifliydi. Bazı tespitlerin de hem çağın ötesinde hem de sarsıcı olduğunu düşünen pek çok kişi olduğuna inanıyorum. Tanpınar'ın hicvi bir dille kaleme aldığı bu muazzam kült eseri edebiyatseverlere tavsiye ederim.