İnsani gerçeklikle ilgili sofistike bir bakış açısı, sevginin olduğu yerde biraz da nefretin; hayranlığın olduğu yerde biraz da kıskançlığın; bağlılığın olduğu yerde biraz da düşmanlığın; başarının olduğu yerde biraz da endişenin bulunabileceği ihtimalini göz önüne alır. Olumlu/olumsuz/çelişkili bütün duyguların meşru olduğunun farkına varmak büyük bir bilgelik gerektirir.
......
Bize, olumsuz duyguların "kötü" olduğu ve bu duyguları hissetmememiz ya da onlardan utanmamiz gerektiği öğretilmiştir. Bu yeni yaklaşım ise, yalnızca gerçekleştirilen davranışların yargılanabileceğini, düşsel edimlerin "iyi" ya da "kötü" diye yargılanmayacağını ifade eder. Yalnızca davranış kınanabilir ya da övülebilir. Duygular yargılanamaz ve övülemez.
Hani ölünce hepimizin gideceği öteki dünya be kızım! Hani Allah'ın indinde ne İngiliz ne Frenk ne Zelandalı ne de Türk heç fark etmeyen, oraya varınca da insanların yalnızca iyi ve kötü diye ayrılacağı öbür dünya!
Ah valideciğim! Bu cehalet ne hain bir düşmandır ki cahil beşeri ileri yaşlarda bir çocuk kadar naif, bir arızalı gibi eksik ve bir yoksul kadar muhtaç bırakmakta, zavallı duruma sokmaktadır. Cahillikle yan yana yaşayan beşerin köle olmaktan başka kaderi yoktur.