Başka bir deyişle sanki her birimizin içinde her biri farklı yaşta, farklı ilgi alanlarına, yeteneklere ve mizaca sahip bir insanlar topluluğu var gibidir. Bu bakımdan hepimizde çoklu kişilik var ama çok azımızda çoklu kişilik bozukluğu mevcut. Bu açıdan bakıldığında; çoklu kişilik bozukluğuna sahip kişiler çok fazla incinmiş oldukları için yanları, birbirinden tamamen yalıtılma noktasına varacak kadar kutuplasmiştir.
Eğer ölüm kaçınılmaz olmasaydı insan bütün yaşamını ondan uzak durmaya adayacaktı. Hiçbir tehlikeyi göze almayacak, hiçbir girişimde bulunmayacak, hiçbir işe el atmayacak, yeni bir şey bulamayacak, yeni bir şey yapmayacaktı. Yaşam sürekli bir uyuşukluk olacaktı.... Yaşam ölümle anlam kazanıyor. Günün anlamı olması için gece, konuşmanın anlamı olması için sessizlik, barışın anlamı olması için savaş gereklidir.