Hiçbir şeyin önemi yok; kanımca çoğu insan hayatı çekilmez bir çocuk gibi görmüştür, kafalarını dinlemek için dört gözle yatmasını bekledikleri bir çocuk.
Hayat daha fazlasına değmez: ondan ötesi, erkeklerden ve kadınlardan, farazi aşklardan ve sahte gerçekliklerden; birbirimizi sindirmek ve unutmak için kurnazca oyunlardan, adına gökyüzü denen duygudan yoksun, soyut, koca mavi kayanın altında - bir taşı kaldırınca kaçışıveren böcekler gibi - dört bir yana koşturup duran varlıklardan ibaret.
Biz kendi üstüne kapanarak yaşayanlar. Gerçek kalesi biziz alçaklığın. Bizim gözümüzün içine söylenir yalan. Aklımızın ortasına. Biz inanırız. Biz susarız. Yetmez, alkışlarız. En cesurumuz en çaresizimizdir. Kendimize alçaklıktan bir vicdan edinir, bakın deriz, biz ne kadar iyiyiz. Kötülüğün ömrümüze uyguladığı şiddetten bir masumluk yaratır, sığınırız. Çocuklarımızın geleceğini satarak koruruz aptal gövdelerimizi. Utanmak, başkalarına benzemiyoruz diye yaşadığımız bir duygudur yalnızca. Hayallerimizi bize lütfederler. Önümüz ilikli gezmekten bir erdemimiz vardır. Bin yıllık uğultudur dilimiz, pazar yeri seslerinden. Onlar yapar, biz konuşuruz. Onlar konuşur, biz söyleriz. Bakar, bakarız... Seyrettiğimiz alçaklığın can alıcı birer öznesi olana kadar. Odalar bile geniş gelen bir çekilme içinde, mağrur yaşarız. Ancak susturmak için ihtiyaç duyarız bir insana. Bir sınırsız daralmadır ki bu, acı duyma yetimizden kurtarmıştır bizi! Bizden olan kimsenin kederi düşmez kalbimize. Katillerini kutsayan birer küçük tanrıyızdır artık. İtirazımız en fazla bir özür cümlesidir! Başkalarının düşünme tehlikesinden yine başkaları kurtarmıştır bizi. Yanlış yapma korkusu olarak bakar dururuz büyüklerimizin doğrularına. Biz, dünyanın üstüne kapanarak yaşayanlar. Otların, böceklerin, yağmurların yüz karasıyızdır. Duygumuzun dışındadır bulutlar, göçmen kuşlar, rüzgarların hayal yolları... Hayvanlardan tiksinerek insan oluruz! Aynalardan başka seyrangâhımız yoktur. Karşılıksız sunulan her şeyi aşağılarız. Hayranlık biricik tatminidir ruhumuzun. En fazla öfke uyandırır, başkalarının acıları. Küçümsemekten bir ihanetiz kendimize. Akşam düşündürmez bizi. Uykularımızın yalnızlığı üşütmez. Ne kadar susarsak o kadar güçlüyüzdür. Hiçbir ayrılık boşluk yaratmaz bizde. Masalına bile katlanamayız