Halk bunlara cerr molası diyordu ve bu tiplerin çoğu medreseyi bitirmeden birkaç yılda terk eden haşarat takımı idiler... Böylece çerre çıkan mollalar yerine göre naip veya Kadı gibi davranıyorlar, adeta köylüyü sömürüyorlardi. İlerleyen yıllarda bunlardan beş on kadarı bir araya gelip çeteler gibi gezmeye başladılar. Artık köylere vardıklarında köy kızlarıyla evlenmek istiyor, biri diğerinin nikahını kıyıyor, köylüden para talep ediyor, hayvan alıyor, hatta yer yer cana da kıyıyorlardi. Disiplinden uzak oldukları, bazıları içki kullandıkları için orduya asker yazılmaya da yanaşmıyorlardi....
Bulunmazsa adalet milletin efrâdi beyninde
Geçer bir gün zemine, arşa çıksa pâye-i devlet.
(Vatandaşlar arasında adalet ve eşitlik kaybolunca, itibari arşa çıkmış olsada devlet bir gün yerin dibine batar)
Tarihsel anakronizm bizi uzun yillar çok büyük yanilgilara düşürdü. Tıpkı eski dönem aile anlayışı, günümüz aile anlayışıyla benzerlik gösterse de büyük farkları görmek mümkün. Konya'da yaşayan bir ailenin adetleri inançları, değerleri karadenizde, ege de oturan aileyle farklılıklar göstermekte. Liman şehirlerde, ticaretin yoğun olduğu, servetin artığı yerlerde aile kurumu, taşradan daha farklı vizyona sahip oluyor. Nikah usulünde çoğu kez şer'i hükümlerin dışına çıkıldığı görülüyor. Bir yanılgıda buradan doğuyor Osmanlı şeriat devleti miydi değil miydi tartışmalarında halkın yasayişina bakılmadan hüküm veriliyor. Oysa bürokrasi ve halkta geçerli olan adet, gelenekler kimi zaman şeri hükümlerden daha önce geliyor.