Selamlar,ne yazsa okurum dediğim yazarın kalemi ile geldim. Daha önce okumama rağmen ilk kez okuyorum gibi heyecan yapmam normal mi? canım yazarıma sarılmak çok başkaydı çok özeldi. Kendisi o kadar tatlı,samimiydi ki. Her zaman ki gibi harika bir kitap yazmış.Ki ben kitabın güncel bölümlerini bile bitiren biriyim. Hadi size Aslan ve Ceylan'ın hikayesini anlatayım.
Şifa sürmeli,anne babasını küçükken kaybeder onu ve ablasını babaannesi büyütür. Ablası Said ile evlenip gider. Şifa babaannesi ile kalır. Gece rüyasında evleneceği kişiyi görmek için dua eder. Babaannesini de kaybedince ablası onu kandırarak sınır topraklarına getirir. Şifa orda bir yıldır esir tutulur. Her kaçma eyleminde şiddet görmeye başlar. Bir abla nasıl böyle birşeye izin verir dedim okurken. Bir gün saidin onu affan isimli teröriste satacağını öğrenir ve tırnakları ile kazıyarak kaçmayı başarır. Kaçtığı esnada Türk askerlerinin orda oldugunu öğrenir ve karşılarına çıkar. Karşısına yıllardır rüyalarında gördüğü kişi cikar. Tek istediği bu topraklardan kurtulmak.
Mir Aslan Türkoğlu, zorlu bir görevden döndüğün de azılı bir terörist olan Affan el Musavaf operasyonuna çıkar. Ama nerden bilebilirdi ki yıllardır rüyalarında gördüğü ceylanın karşısına çıkacağını. Karşısına çıkan kadını kurtarmak için ona yardım elini uzatır. Ama onda gördüğü şiddetin eserlerini gördüğünde nevri döner eee pisliklerin yanına bırakır mı cıks mir bu bırakmaz tabi. Şifa'yı Türkiye topraklarına sağ salim getirirler. O artık Türk askerlerinin koruması altındadır. Ama gidecek bir yeri olmadığı için mir ona sahip çıkar ve teyzesi ile yaşadığı eve getirir.
Eve Şifa'yı getiren mir'i evde kötü bir süpriz ile karşılaşır.
Şifa'ya tim de sahip çıkar ve hem onlarla hem eşleri ile arkadaş olur. Bu iki kalbi birbirlerine çeken birşey
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yazarımızın kalemi ile yeni tanıştım. İyi ki tanışmışım bu arada kendisi çok mütevazi bir kişi ne yazsam geri döndü. Bunun için ayrıten çok tsk ediyorum tekrar.
Bu kitapta sizi neler mi bekliyor? Bu kitap buram buram dönem kokuyor. 1940-1980 yıllarında geçen olaylar kaleme alınmış. Köy enstitülerinin kuruluşu,kurulum amacını, siyasi görüşleri, sağ-sol çalışmalarını, oynanan oyunları okuyacaksınız. Sadece bunlar değil bir de bunların yanında büyük bir aşk, kavuşamamak, büyük fedarlıklar,saklanan sırlar,yazılan mektuplar.....
Fikret babasından şiddet gördüğü için evden kaçar. Karşısına nuri bey çıkar. Fikrete sahip çıkar ona marangozluğu ögretir. Aynı zaman da okuması için ona yardım eder. Fikret aksu Köy enstitüsünü kazanır. Nuri beyin orada kizkardesi behiye onun kızı Leyla vardır. Onlara göz kulak olmasını söyler. Fikret ona yapılan iyiliğin vefa borcunu ödemek için onlara her konuda yardımcı olur ama bu hiçte iyi sonuclanmamaktadır. Fikret okulda gördüğü sabia'ya görür görmez tutulur. Ona mektuplar,şiirler yazar ama ikisi de kavuşamaz. Çünkü Fikret öyle bir fedarlık yapar ki hemde dönüşü olmayan. Sabia ise öğretmen olur.
Her ikisinin de hayatları ayrı yollara düşer. Ama yıllar sonra hiç tahmin edemeyecekleri bir şekilde yine karşılaşırlar.
Beni bu kitapta en çok Fatmam yaraladı. Onun yaşadıkları,hor görüldüğü konular beni mahvetti ağlayarak okudum yaşadıklarını ama pes etmemesi boyun eğmemesi çok güzeldi. Ahh birde Mehmet amca vardı onunda yaşadıkları da ayrı bir acıydı. Onun da hayatı acılar ile doluydu. Kah gülerek kah duygulanarak okudum.
Kesinlikle okumanızı yazarımızın kalemi ile tanışmanızı isterim.
Ülkemiz de böyle değil miydi ellili, altmışlı yıllara kadar. Farklı medeniyetlere, kültürlere ev sahipliği yapmış, Türk'ü,Kürt'ü,Çerkes'i,Yahudi'si, Ermeni'siyle