İlk önce bedenlerimize yapışarak çürüyüp giden kana bulanmış giysilerimiz yanıp kül oldu. Sonra sırasıyla saçlarımız, tüylerimiz, derimiz, kaslarımız, iç organlarımız yandı. Alevler, ormanı yutacakmışçasına göğe yükseldi. Sanki gündüzmüş gibi arazi aydınlandı.
İşte o zaman anladım, bizim burada kalmamıza sebep olanla rın tam da bu deri, saç, kas ve iç organlarımız olduğunu. Bedenle rin bizi kendine çekme gücü hızla zayıflamaya başlamıştı. Çalılığın gerisine çekilip birbirinin gölgesine değen, yaslanan, dokunan bizler, kendi bedenimizden ağır ağır yayılan siyah dumanla birlikte tek nefeste boşluğa doğru yükseldik.