Ali Fatih Pişkin

Ali Fatih Pişkin
@Kitapseverbeyfendi
10/10
·104 syf.··
2023 9. kitabı
Hikaye Hakkındaki Değerlendirmem: Mustafa Kutlu; okumayı sevdiğim bir yazar. Yoksulluk içimizde eseri de 1 günde okuyup bitirdiğim bir eseri oldu. Kitabın ilk sayfalarında hikayeyi tam anlayamamıştım. Sayfalar ilerledikçe kitabı anlamaya başladım. Yoksulluk İçimizde hikâyesi; aynı devlet dairesinde çalışan Engin ve Süheyla arasındaki aşkı, Engin’in Süheyla’yı terk edip zenginliğin peşinden gitmesini, Süheyla’da ve Engin’de gerçekleşen kültür değişikliğini konu ediniyor. İnsanının asıl önem vermesi gerektiği yanını bizlere anlatan şahane bir kitaptı. Ne desem hangi kelimeyle ifade etsem bilmiyorum. Eserin başından sonuna kadar bir sorgulama içerisindeydim. Tüm acı gerçeklerle, yaşamın ve yaşamın insanlara sunduğu ışıltıları seçen Engin miydim? Yoksa. Yaşadığı acılar sonucunda verdiği kararla gönlünün huzur kapısını aralayan ve sadeliğin huzuruna kendini bırakarak "Müslümanlık " kelimesini sinesine saran Süheyla mıydım? Uzun süre sükût eşliğinde kendimi dinledim. Ne Engin ne de Süheyla'dan bir parçayım. Kendi içimde sadece hiçlikten doğan aczim. Kimim? Nerden geldim? Nereye gidiyorum? sorgulamasını yapacağınız bir eser. Küçük bir muhasebe yapacağınız an işte bu kitabı okumanızı nacizane tavsiye ederim. Anlaşılır ve yalın bir üslupla ele alınmış bir eser. Yormayan ama çokça sorgulamanızı ve düşünmenizi destekleyecek kıvamda olduğunu söyleyebilirim. Yazarımız Mustafa Kutlu'ya teşekkürlerimi sunuyorum. "İnsan insana cehennem de olur cennet de." Kitabı bitirdiğimde ilk aklıma gelen cümle bu oldu. Dünyanın keşmekeşinde salınıp giden, dış görünüşleri fazlasıyla görkemli, içleri ise yoksulluğa ram olmuş insanları anlatmış Mustafa Kutlu bu kitabında, yani tam da bizi bize anlatmış. Ara ara durmak lazım, bakmak lazım zaman bize ne katmış
Yoksulluk İçimizdeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202112,9bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·185 syf.··
2023 15. kitabı
Hikaye Hakkındaki Değerlendirmem: Yoksulluk nedir, çaresizlik nedir, tutunamayanlar kimlerdir öğrenmek mi istiyorsunuz Rüzgarlı Pazar'ı ziyaret edeceksiniz, bu kitabı okuyacaksınız. Büyükşehirlerde yaşayanların kitaptan sonra arka mahallelere farklı bir şekilde bakmasını sağlayacak bir kitap. Sokaklarda gördüğünüz çocuk işçilere, küçük bir tezgah açıp ekmek parası kazanmaya çalışanlara bakışınızda farkındalık yaratacak bir kitap bu, tabi isterseniz. “Yoksulun evi uzaktadır, kimseler görmez. Yoksulun sesi kısılmıştır kimseler duymaz. Yoksulun yüzü soğuktur kimseler bakmaz; bakan olsa da yüzünü çevirip gider.” diyor kitabında Kutlu, belki kitabı okuduktan sonra siz bu cümlenin gizli öznesi olmazsınız. Genelde yaptığı gibi kitapları bölümlere değilde ayrı ayrı hikayelere bölmüş Mustafa Kutlu ama yine hepsi birbiriyle bağlantılı fakat tek başına okusanız da hepsi ayrı hikayeler. Bunu bu kadar güzel yapma sebebi kitabında birçok karaktere yer vermesi. Başrol bulamıyorsunuz kitaplarında birçok kişi var başrolde ve bu daha güzel kılıyor kitabı. Dün arkadaşımla konuşurken "Mustafa Kutlu bana çok basit geliyor, okuyamıyorum." diye bir cümle kurdu. Durup düşününce Kutlu kitaplarındaki sevdiğim noktanın bu olduğunu fark ettim. Basitlik değil de sadelik. İnsan hayatının bu kadar karmaşık, bu kadar anlamsız olduğu bir noktada; görmemiz, bilmemiz gerekeni, yokmuş gibi davranıp hayatımıza devam etmeye çalıştığımız yerleri bulup, bunları insanın içine işliyor. Hem de oldukça samimi ve sade bir şekilde. Bize de sadece okuyup anlayabilmek kalıyor. Bunu ne kadar başarabiliyoruz muamma. Rüzgarlı Pazar çoğu kez görmezden gelsek de aynı havayı soluduğumuz, solumaya devam edeceğimiz, yüreği pek çok kişiden zengin insanlarla dolu. Görmeyen iki gözün parmak uçlarındaki sevdası
Rüzgarlı PazarMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 20114,378 okunma
10/10
·413 syf.··
2023 1. kitabı
Bu yerlerde demir yolunun her iki yanından ıssız, engin, sarı kumlu bozkırların özeği Sarı-Özek uzar giderdi. Coğrafyada uzaklıklar nasıl Greenwich meridyeninden başlıyorsa, bu yerlerde de mesafeler demir yoluna göre hesaplanırdı... Kitap bozkırın çorak topraklarından öyle güzel bahsetmişki sanki oradaymışsınız gibi bir his veriyor size. Kitapla ilgili en büyük artım galiba Kitapta içten içe Stalin'e ve politikalarına karşı bir nefret var. Haksız da sayılmaz. Sovyet politikası ile Stalin; Orta Asya bölgelerindeki birçok yeri kendi himayesi altına alıp o bölgeleri kendi çıkarları doğrultusunda ve bunun sonucunda başka coğrafyalara yayılmak amacıyla kullanmıştır. O dönem içerisinde Orta Asya bölgesine Rus Türkistan'ı denmiştir. Bu bölgelerden bir tanesi de Kazakistan olmuştur. Sovyetlerin asıl amacı o bölgedeki Kazaklara ait tüm kültürel mirası yok edip Slav kültürünü empoze etmeye çalışmaktı. Karşı çıkan ve direnen kişileri de idam ediyorlar. Kendilerince onlara bir şekilde iftira atarak hapsediyor ve sonrası çok da zor olmasa tahmin etmek... Sovyet askerleri için bu çok da zor olmasa gerek. Aytmatov bu olayı kitapta şöyle anlatıyor içime işlemişti sözleri “Elinden malını mülkünü, varını yoğunu alsalar, bundan ölmezsin. Ama senin onurunu kırar, ruhunu öldürürlerse, işte buna çare yoktur” tıpkı Abutalip'e iftira atılması gibi. Yapmadığı şeylerle suçlanıp hapsedilmesi ve sonucunda da ölüm. Abutalip'in sorgusu sırasında Sovyet askeri özellikle vurguluyor çocuklara eğitim verilirken ilk ne öğrettiniz. Sırf çocuklara Stalin öğretilmedi diye çok sinirleniyorlar hatta Yedigeyi dinlemiyor bile tek düşündüğü birini suçlayarak alacağı terfi, ne iğrenç. Gelelim şimdi de kitaptaki sosyalizm eleştirisine. Kitapta açık açık bir Sosyalizm eleştirisi görüyoruz ''Orman Göğsü''
2023 Okuma Raporları
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656,1bin okunma
9/10
·211 syf.··
2023 2. kitabı
Mavi Kuş Hikaye Hakkındaki Değerlendirmem: Günümüzde sadece taşıma için kullanılan, samimiyetsizliğin bini bir para olduğu, gençlerin yaşlılara yer vermemek için uyuyor taklidi yaptığı, yaşlıların da kendilerine yer vermeyen bu gençlere fırça çekmek için fırsat kolladığı metrobüsleri, dolmuşları unutalım biraz. Mavi Kuş’un koltuklarına kurulalım, Anadolu’nun, taşranın samimiliğine kısa bir yolculuğa çıkalım. Şoförümüz Kenan. Yolcularımız ağa, doktor, hasta bir kadın, mühendis, rehber ve turistler, avcı vs. kişiler. Taşra o zamanlar henüz küçük ve sıcak. Herkes birbirini tanır, sever; birbirine küser, barışır. Taşra böyledir işte masumluğundan, kendine has masumluğundan daha bir şey kaybetmemiştir. Eh taşra böyle olunca taşranın otobüsü de aynı. Küçük ve sıcak. Yolcularını meydanda bekler. İlk gelen yolcu muhabbetin başını çeker. Şoföre selamını verir, oturur bir köşeye. Sonra bir başkası, derken başkaları. "Şimdi gülsün mü, ağlasın mı? Hem gülsün hem ağlasın. Hayat budur işte." Kitabın bende uyandırdığı hisleri en iyi anlatan satırlar bunlardı. Mavi Kuş, Şirinyurt adındaki bir kasabadan bir trene yetişmek için yola çıkan insanların yaptığı yolculuğu anlatıyor. Yolculuk sırasında yolcuların hikayelerini dinliyoruz. Bu hikayelerde zaman zaman tebessüm, zaman zaman hüzün var; tıpkı hayat gibi. Mavi Kuş 'un şoförü Deli Kenan çok farklı bir kişiliğe sahip mesela kedisi kucağına oturmadan yola çıkmayan bir adam. Onun muavini Seyfi. Mahkum, jandarmalar, arkeologlar, mühendis, doktor, öğretmen, yarı yolda ölen kadın... Hepsi Şirinyurt ’tan Mavi Kuş otobüsüyle tren garına gidiyorlar tabii aksiyon dolu bir macera gibi kitap bitmeden elinizden bırakmak istemiyorsunuz çok güzel bir hikaye. Kitabın en ilginç tarafı sonu, hiç beklemediğim bir sondu açıkçası... Her
Mavi KuşMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201114,9bin okunma
10/10
·92 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
Bu seferki hikaye öyle bir ruh üzere kaleme alınmış ki bu tadı kaybetmek kitabı bitirmek istemedim. Yine de bir günde bitti. Kutlu hikayeleri okumak benim için bir ihtiyaç oldu. İhtiyacı olanlara ilaç gibi gelecektir. Mustafa Kutlu'nun bu kitabı diyebilirim ki günümüz Türkiye’si için yazılmış. Sanki yıllar evvel gönül gözü ile görüp yazmış Kutlu kim bilir belki de öyledir. Mustafa Kutlu’nun hikayelerinde sıklıkla işlediği Türkiye’deki toplumsal değişim süreci, Sır’ da bu kez ana karakteri şeyh olan 8 ayrı öykü üzerinden kurgulanıyor. Sır ’da bir şeyh, dergâhına gelen farklı farklı karakterlerin yaşadığı çelişkiler ve bu kişilerin sonunda bir çıkmaza girmeleriyle sonuçlanan toplumsal değişim süreci anlatılıyor...Günümüz durumu, siyaseti, medreseleri bire bir aynı. Tasavvuf’ tan siyasete kitaptan üniversiteye kadar konuların geçtiği aslında hepsinin aynı konuya değindiği ve dilimizi öz Türkçemizi kelimelerimizi de konu alan kısa dolu dolu bir kitap. İnsan kendi özünden ayrılınca hiçbir şey ifade etmiyor... Her bir bölümde o kadar güzel mesajlar veriyor ki insana, başlarken acaba buradan ne çıkacak bana ne verecek diye düşünüyor insan ama sonunda heybesine güzel şeyler kattığı şeyler için mutlu oluyor. Beni her bölümde çok hüzünlendirdi. Hayatın içinden öyle aşina olduğumuz şekilde oluşmuş ki hikayeler insan kendinden bir parça gibi hissediyor o okuduğu hayatı. Bize bu kadar yakından tesir etmesi için ne yapıyor sevgili yazarımız bilmiyorum ama aklıma gelen çokça samimi ve güzel bir kalbi olduğu. Kutlu, her kitabında olduğu gibi –Hayat Güzeldir hariç- ya doğrudan ya da dolaylı yoldan, satır aralarında büyük kentin gökdelenlerini, siyasetteki bozulmaları, gazetelerdeki tarafgirliği, bir anda köşeyi dönen muhafazakârlığı, özellikle de dilin bozulmasını
Tasavvuf
SırMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 202110,2bin okunma