Bazen bir kitap okumuyorsun… kendine denk geliyorsun.
Altı Harfli Bir Tatlı benim için tam olarak böyleydi.
İçimde susturduğum ne varsa, sayfaların arasından çıkıp karşıma oturdu sanki.
Bazı cümleler var ki insanın boğazına düğümleniyor…
ne anlatabiliyorsun ne de tamamen susabiliyorsun.
En çok da şunu hissettim:
İnsan bazen sadece anlaşılmak istiyor.
Abartmadan, yargılanmadan… olduğu gibi.
Bu kitap biraz içime dokundu, biraz da içimi açtı.
Okurken kendime sarılmış gibi hissettim.
İçimde bir çocuk var hâlâ, anlaşılmak isteyen… ama sesi hep yarım kalıyor.
Bazen en çok susanların içinde kopuyor fırtına, dışarıdan bakınca sadece “iyi” sanılıyor.
Çocukluk dediğin şey bitmiyor aslında… sadece içimize saklanıyor.