96 sayfaya ne kadar sevgi, arkadaşlık, merhamet, cesaret sığarsa o kadar sığdırmış yazar... Kısacık bir hikaye ama öyle dersler yüklenmiş ki satır aralarına... Tadı damağımda kaldı kitabın... Çok sevdiğim biri der ki" bir kitap okuduktan sonra üzerine Bi güzel demlenmeyi hak eder. " işte bu kitap has örnek olacak demlenmeye... Olay örgüsü içerisinde aralara neler serpiştirilmiş öyle, üzerine düşündükçe daha da farkına varıyorum...
Kitapta filiz adlı bir tavuk var... Yaşamının bir şeye yaramasını isteyen Bi tavuk... Hayalleri olan... Boş yaşamış olmak istemeyen Bi karakter... Şöyle düşündüm de YAŞADIM diyebilmem için neleri hayatıma dahil etmem gerekiyor diye... Varmış cidden beni dolu dolu yaşamış hissettirecek hayallerim... Gerçek olmayı hak eden hayallerim ... Hepimiz yaşamış olarak gitmek isteriz bu hayattan aynı filiz gibi... Aslında kitapta da yazdığı gibi hayal ettiğimizden çok daha güzel şeyler var bu hayatta yaşanması gereken... Çünkü Bi gün bizim için çok değerli olan bu yaşam son bulacak, ansızın... Hemde ne ağaçlar, ne yıldızlar, ne güneş, ne gökyüzü fark edecek bizim artık olmadığımızı... Onlar kaldığı yerden devam edecekler bişey olmamış gibi... Halbuki bizim için son bulacak herşey... Bizler o gün gelene dek hayat ne getirir bilmeden her gün yeni umutlara aralayacağız gözümüzü...
Kitapta Bi inekten bahsediyordu Bi yerde , bağlıydı ağaca inek... gözü ipin müsade edip de yiyemediği otlardaydı... halbuki ağacın dibinde de bir sürü ot vardı ve o göremiyordu bunları ... Böyle mi ki hayatlarımız diye düşündüm o sayfada... Bu koşuşturmacalı hayatta neleri görebiliyoruz neleri kaçırıyoruz gözden diye de sorgulattı bana...
Bi başka sayfada "Aynı türden olmamız büyük ve mutlu bir aile olacağımız anlamına gelmez . Önemli olan anlaşılmak." diyordu yazar... cidden