Ayasofya…
Ortodokslar, Katolikler, Ruslar, Avrupa ülkeleri ve ABD başta olmak üzere Hristiyan dünyası için olduğu kadar, farklı millet ve inançlar için de derin anlamlar taşıyan eşsiz bir mabed. Yüzyıllar boyunca sayısız badire atlatmış ama sanki ilahi bir koruma ile bugünlere ulaşmış bir yapı…
Ayasofya’nın bu çok katmanlı hikâyesi, kitapta yalnızca tarihsel bir anlatı olarak değil; semboller, gizemler, ezoterik öğretiler ve paganizm çerçevesinde oldukça kapsamlı bir şekilde ele alınmış.
360 yılındaki ilk inşasından başlayan bu uzun yolculuk; farklı dinlerin, mezheplerin ve milletlerin Ayasofya’ya yüklediği anlamlarla birlikte adım adım aktarılıyor. Bu süreçte Haçlı Seferleri, Tapınak Şövalyeleri ve İstanbul’un Fethi gibi tarihe yön veren olaylarla kurulan bağlar, Ayasofya’nın neden bu kadar merkezi bir sembol olduğunu daha da görünür kılıyor.
Osmanlı dönemine dair anlatımlar ise ayrı bir etkileyicilikte… Mekân tasvirleri o kadar canlı ki, okurken kendinizi Ayasofya’nın içinde, o atmosferin bir parçası gibi hissediyorsunuz. Yapının gizemli yönleri, dehlizleri ve hâlâ tam anlamıyla çözülememiş sırları ise merak duygusunu sürekli diri tutuyor.
Oldukça kapsamlı ve titizlikle hazırlanmış bu araştırmayı ben büyük bir ilgiyle, keyifle okudum. Tarihin derinliklerine inmeyi seven herkese gönül rahatlığıyla öneririm.
Seray Şahiner benim için “ne yazsa okurum” dediğim yazarlardan biri. Kalemine uzun zamandır hayranım.
Ve şimdi Kul’u bitirdim… yine çok etkilendiğim bir okuma oldu.
Orhan Kemal Roman Ödülü almış