Koray

Koray
Hayat hem kendini geliştirmek hem kendini aşmaktır. Eğer bir şey sürekli aynı durumda kalıyorsa, o zaman yaşamak sadece ölmemektir. Simone de Beauvoir
"Az mısın? Çok musun?"
9/10
·80 syf.··
2020 14. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2020 14:50
Kitabın ismini aldığı eşitsizlik teoremine göre; kuvvetli dozda eşitsizlik, üst kesimdekilerin yüksek ücret ve düşük vergiler ile zenginleşmesi, elde biriken sermayenin yatırımda değerlendirilmesi neticesinde pastanın büyümesiyle birlikte toplumun her kesimi için refah getirecektir. Bu teoremin sağlamasını yaptığımızda geçmişten bugüne pastanın sürekli büyüdüğünü gözlemlemekle birlikte, refah için istenilen sonuçlara ulaşıldığını söyleyemiyoruz. Büyüyen pastayla birlikte üst kesimin pastadaki payınında artan oranda büyümesiyle, ortaya çıkan refahın toplumun kalan kesimine yansımadığı görülmektedir. Kitapta da sürekli atıfta bulunulan ve bu konuda önemli bir kaynak kabul edilen Joseph Stiglitz'in Eşitsizliğin Bedeli isimli eserinde bu konu kapsamlı bir araştırma ve güncel analizlerle ortaya konulmuştur. Mevcut sistemde insanlar arasındaki eşitsizliğin çeşitli nedenleri vardır. Bunların en önemlilerinden biri fırsat eşitsizliğidir. Fırsat eşitsizliği: insanların içine doğduğu, refah durumuna bağlı çevresel faktörlerdir. Mevcut sistemin en büyük problemlerinden biri insanlar arasındaki fırsat eşitsizliğini görmezden gelip BAŞARI süzgecini bunu soyutlayarak uygulamasıdır. Örneğin Hacı Sabancı ve ben üniversiteye girebilmek için aynı sınava giriyoruz. Stiglitz bu duruma, eserinden bu alıntıda "hay ağzını öpeyim" dedirten nitelikte bir gönderme yapıyor; #46775973. Neticede Hacı Sabancı ve ben aynı başarı kıstaslarına göre değerlendiriyoruz; o muhtemelen birkaç dil biliyordur, ben bilmiyorum; o çok iyi okullarda öğrenim görmüştür ben nispeten vasat okullarda eğitimimi tamamladım ve sonuç olarak o Özge Ulusoy'la çıkıyordu ben hiç çıkmadım :) . İşte bunlar hep fırsat eşitsizlği :). Peki Özge'yi benim elimden
Siyaset
Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır?Zygmunt Bauman · Ayrıntı Yayınları · 20141,081 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
De te fabula narratur
10/10
·352 syf.··
2019 25. kitabı
Öncelikle bu kadar popüler ve göz önünde olan kitapları okumaya başlama konusunda her zaman problem yaşamışımdır. Okurken kendimi sıradan hissedecekmişim gibi geliyor ama okumaya başladığımda, her defasında pişman olup daha önce okumadığım için kendime kızıyorum. Eserin tasvir ettiği dünya diğer incelemelerde kendine fazlasıyla yer bulduğundan, ben karakteri odağıma alarak analiz yapacağım. 1984 bende çok farklı bir yer etti. Bazı kitaplar vardır; okursun, bitirirsin, kitabı kapatırsın ama kapanmaz o sayfa... Orwell kahramanımız Winston'ı çok farklı kurgulayabilirdi. Zulme, işkenceye, baskıya boyun eğmeyebilirdi. Belki sorguda ser verip sır vermezdi. Davasına, aşık olduğu kadına ve duygularına ihanet etmeden, işkence masasında acılar içinde kıvranarak ölebilirdi. Biz de bunu iç çekerek okuyup sonra kapatıverirdik kitabı, öyle ya kapanırdı. O öyle yapmadı. Aslında onuncu sayfadan itibaren biliyorduk Winston'ın işkencede her şeyi itiraf edeceğini, işlemediği suçları dahi üzerine alacağını, "bana yapmayın, Julia'ya yapın" diyerek sevdiği kadını satacağını... Ama her şeyi bile bile, umut bile etmeden ki "umut etme kabiliyetimizi almışlardı elimizden" okuduk... Gel gelelim nasıl insanlarız ki biz, Winston bizi bu kadar etkiledi. Ne bulduk onda, hangi yanımıza hitap ediyor? Biz bugün kendi düşüncelerimiz (üstelik bu düşüncelerin ideoloji tanımına girecek kadar sistematik bir temele dayanması da gerekmiyor), kendi ideamız uğruna neleri göze alıyoruz. Jop yemekten, gözaltına alınmaktan korktuğumuz için sokağa çıkmadığımız olmuyor mu? Ya da bir paylaşım yaparken fişlenmekten çekindiğimiz... Devlet memuru olmak için kaçmıyor muyuz örgütlenmekten? Grev yapabiliyor muyuz, hakkımızı arayabiliyor muyuz işten çıkarılma korkusunu bir kenara birakıp? Ne kadar sesimizi çıkarıyoruz
Siyaset
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023199,9bin okunma
"İçkinlik" ve "aşkınlık" üzerine...
10/10
·632 syf.··
Beğendi
·
2019 23. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2019 16:36
Vermek istediği anafikir doğrultusunda sosyolojik açıdan değerlendireceğim. Günümüzde doğu ve batı dendiğinde yön kavramından öte, birbirinden çok! farklı iki toplum gelir aklımıza. Doğu, doğmaktan türemiştir fakat türediği sözcüğün anlamına nispet yapar gibi batma eğilimindedir bataklığın dibine. Batı, batmaktan gelir ki insanlığı battığı yerden çıkaracak fikirler, ideolojiler burada filizlenmiştir genellikle. İşte bu sebeptendir kendini aşmak isteyen toplumların yüzünü batıya dönmeleri.Kitabın ön sözünde: "Avrupa, hayallerini gerçekleştirmek için kuran insanların ülkesidir. Orada gerçekleşmeyen hayal bir acı kaynağı, bir tragedya konusudur. Doğu'da ise hayal bir keyif, bir gerçekten kaçma vesilesidir." der. Batı ile Doğu arasındaki farkı kavrayabilmek için biraz geriye gidelim, şöyle 2500, 3000 yıl kadar... Yunanistan'ı ele alalım. MÖ. 600 yılından MÖ. 450 yılına geldiğimizde, 150 yılda; Atina sitesinde krallıktan çifte krallığa, çifte krallıktan aristokrasiye, aristokrasiden tiranlığa, tiranlıktan demokrasiye giden bir yol. 150 sene içerisinde! Bir de doğudan örnek verelim. Hatta çok uzağa da gitmeyelim, ortadoğu olsun. 2.Sargon'dan başlayarak, biraz da gelişigüzel ilerlediğimizde; Sargondan sonra Nabuketnazar, Nabuketnazar'dan sonra Hamurabi, ondan sonra Muaviye, ondan sonra mesela Melik Şah, ondan sonra Salahaddin Eyyübi, oradan Yavuz Sultan Selim, biraz daha bu tarafa gelelim Abdulhamit... Değişim?? Değişim her şeydir... Değişim gelişimdir... Evrimdir... Bir tarafta 150 senede dört farklı rejim, diğer tarafta 5000 senede aynı... İki dünyayı böyle özetleyebiliriz. Bu eserde Dr. Gonçarov teşhisi koymuş: oblomovluk... Oblomov bir toprak ağası. Hiç bir şey üretmeyen, sürekli tüketen, değişimi sevmeyen, uyuşuk, bizim gibi; bütün gününü boş, gerçekleşmesi mümkün
Edebiyat
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,8bin okunma