Avrupa'da bir hayalet dolaşıyor -Komünizm hayaleti.
''Korkmaya başladım artık.''
''Burjuvalar da korkmuştu. Çünkü artık proleter başkaldırıyordu. Manifesto'nun sonunu da dinlemek ister misin?''
''Tabii''
''Komünistler, görülerini ve amaçlarını izlemeyi küçüklük sayarlar. Onlar, hedeflerine ancak, şimdiye kadar geçerli olmuş toplum düzenini zorla devirerek ulaşmanın mümkün olduğunu beyan ederler. Egemen sınıflar komünist bir devrim korkusuyla titrerlerse titresinler. Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecekleri bir şeyleri yoktur. Kazanacakları bir dünya vardır. Bütün ülkelerin işçileri birleşiniz!''
Ahlâk açısından neyin doğru olduğu Marx'a göre toplumsal altyapının bir ürünüydü. Eskiden köylü topraklarında çocukların kiminle evleneceğine anne babanın karar vermesi de rastlantı değildi. Ne de olsa arazinin kime kalacağı meselesiydi bu. Modern kentlerde toplumsal ilişkiler çok farklıdır ve insanlar eşlerini başka yollardan bulur.
...
Marx ayrıca bir toplumda neyin doğru neyin yanlış olduğunu egemen sınıfın belirlediğini de vurgulamıştır. Çünkü tüm tarih Marx'a göre sınıf savaşlarının tarihidir. Yani üretim araçlarının kime ait olacağına ilişkin çatışmaların tarihi.
...
Marx bir toplumdaki üstyapı ilişkilerinin altyapıyı etkilediğini düşünüyordu, ama üstyapının kendi bağımsız tarihine sahip olmadığı görüşündeydi. Antik Çağ'ın köleci toplumundan sanayi toplumuna kadar bütün tarihi ilerleten şey öncelikle altyapıdaki değişmelerdi.
Marksizm adını alan düşüncenin geliştirilmesine Marx'ın dostu ve meslektaşı Friedrich Engels de baştan itibaren katılmıştı. 20. yüzyılda Lenin, Stalin, Mao ve daha birçokları Marksizmi daha da geliştirdiğini iddia etti. Marksizm-Leninizmden söz edilir oldu.
...Ama daha sonra 'Marksist' olarak anılan her şeyi Marx'ın düşüncesiyle bir tutmaktan kaçınmalıyız. Kendisi de 1840'larda Marksist olduğunu söylemekle birlikte, bu terimden hoşlanmıyordu anlaşılan.
Çok genel olarak konuşursak büyük felsefi sistemlerin Hegel'le sona erdiğini söyleyebiliriz. Hegel'den sonra felsefe bambaşka bir yön edindi. Büyük spekülatif sistemlerin yerini 'varoluşçu' ya da 'eylemci' felsefeler aldı. Marx da o zamana dek filozofların dünyayı değiştirmek yerine yorumladığını söylerken bunu kastediyordu.