Tutunamayanların destanıdır bu şarkı,
Dostum Süleyman Kargo.
Eller boşta kalıyor, tutunamıyorlar toprağa Anlatamıyorlar anlatılamayanı.
Anlatmak gerek: düşman sarmış her yanı
Oysa, meselâ Selim Işık
Anlatmadan anlaşılmaya âşık.
Böyle adama
(Darılma ama)
Yaklaşmaz hiç bir güzellik,
Doğduğu günden beri kalbinde bir delik,
Almak için bütün sızıları içine.
Her zaman utanmıştır başkaları yerine.
Elim varmıyor yazmağa, inmeyelim derine.
Burası Allah yapısı, açılsın cennet kapısı,
Bu imtihansa hepisi çakar Allah deyu deyu.
Bu kervanda herkes yaya, raslanmaz beye, ağaya, İnsan aklını duaya, takar Allah deyu deyu.
İster taşrada ister İstanbul'da olsun
İster burnunuza mangal dumanı dolsun
İster merdiven sahanlıklarınızda
Kalorifer dairesinden gelen linyit kokusu,
Hepsinden daha kuvvetli ve etkilidir dokusu İçinize işleyen 'alaturka'nın. Küçük yaşta içirilir yavaşça
Derinin altına (çiçek aşısı gibi).
Siz de benim gibi,
Günleri
Sevgiyle isteyerek
Değil de, takvimden yaprak koparır gibi gerçek
Bir sıkıntı ve nefretle yaşadınızsa, Ankara güneşi sizin de
Uyuşturmuşsa beyninizi, Ata'nın izinde
Gitmekten başka bir kavramı olmayan
Cumhuriyet çocuğu olarak yayan,
Pis pis gezdinizse (o sıralarda adı Opera Meydanı olan)
Hergele Meydanında, bu sarı ve tozlu alan
İğrendirmediyse sizi,
Bir taşra çocuğu sıfatıyla özlemeyi bilmiyorsanız denizi,
Kaybettiniz (benim gibi).
Oysa,
Aynı Hergele Meydanında,
Gölgede on beş, güneşte yedi buçuğa traş eden Berberleri görmeden
Yalnız renkli yanını yaşadınızsa hayatın
Ve hergele ve beygir olduğunu duymadınızsa atın,
Sakalı uzamış seyyar satıcılara kese kâğıdı satmadınızsa,
İçinde süt ve sâlebin olmadığı 'dondurma
kaymak'tan tatmadınızsa
(Aynı Hergele Meydanında)
Kazandınız. (Kimse yoktu -çirkinlikten başka- Selim'in yanında)