SPOİLER!!!!!
Yazar, kitabı o kadar güzel yazmış ki göz yaşlarım kendisini tutamadı. Her okuduğumda ağlarım. Sanırsam bu döngü böyle gidecek. Evet, bu ağladığım ilk kitap olmayabilirdi ama bu kesinlikle ağlamayı seçtiğim ilk kitaptı.:) Kitabı okuduktan sonra ben kendime şöyle bir not bırakmışım: "Sen de benim için gülümser misin?" Bunu sanırım Alnilam'a yazmışım. Ama en çok beni üzen mektubun asla ulaşamayacağı. İkisi de bilmiyorlar birbirlerine ne dediklerini ama hissettiklerine eminim. Ne de olsa bu bir veda değil ki...:)
Öncelikle şunu demeliyim ki, kim ne derse desin, ana kadın karakter oldukça güçlü ve zekiydi. Aynı şeyleri ana erkek karakter için de kolaylıkla söyleyebilirim. Adından da anlayabileceğimiz üzere His bize "İmparatoriçe"nin kim olduğunu çok güzel gösterdi diye düşünüyorum. 3. kitabın sonundaki Bronz ile olan o anda, gerçekleri öğrendiğim ve Bronz'a karşı kinimin bittiği o andaki mutluluğu da çoğu şeye değişmezdim.:)) Mutlu okumalar, karşınızda His ve Bronz!:))
Kıyamet mi kopuyordu?
Yoksa açıklanabilir miydi,
Bir ananın haykırışları?
İnsanlık yolunu mu şaşmıştı?
Ben bunları yazarken,
Yaşıyor muydum gerçekten?
Bir çift mavi göz görmüştüm,
Ölsem gam yemezdim gayrı.
Her bir harfimde ölmekte
Bir vatanın çocukları.
Bir baba gururlanır mıydı,
Çocuğu vatan uğruna öldükçe?
Nazlı yâr yemin eder miydi,
Naz yapmayacağına?
Kıyamet mi kopuyordu?
Yoksa açıklanabilir miydi,
Mustafa Kemal'in ateşi?
Gözleri denizden bir ateş,
Kalbi alev alev...
Atmakta bir vatan uğruna.
Harap olmuş halk,
Kükremiş sel gibi şaha kalkınca,
Kaçarmış Yunanlılar, İngilizler, nice çokları da.
İmkansızı oldurunca...