Oyun 2 ana karakter ve 3 yan karakterden oluşan bir ‘’absürt tiyatro’’ eseridir.
'Artık mutlu olduğumuza göre, şimdi ne yapacağız?'
Bu söz ile varlık sebebimizin mutluluğu aşkın bir anlamı olması gerektiği ve bu talebin ardındaki ruh yangının Varlık sancısı çeken karakterleri sardığı anlaşılmaktadır.
Beckett'in kahramanları anlamsızlık cehennemine düşmüş alev alev yanıyordur.
Bu, dinlerin bahsettiği cehennemdeki azabın daha oraya gitmeden dünyadaki provasıdır.
Karakter'in karakterini hiç sevmedim.
Bu kadar yüzsüzlük canımı sıktı. Bir hiçken büründüğü kibir ve her şeyden nefret edişleri karakterden nefret etmeme sebep oldu. Sonrasında yalanlarla kandındırdığı insanın hayatına dokunabilecek iken, tekrar itmesi. Tam manasıyla beni taşırdı.
İnsan zorluklar yaşamadan maalesef elindeki nimetlerin kıymetini bilmiyor.
Kahramanımız Açlık sınırının diplerini görüyor.
"İnsan kendi baş parmağını kesip yemeyi düşünmedikçe açlığın ne olduğunu bilemez."
Dışarıda yanında bir köpek varmış gibi kasaptan kemik istemesi ve utancından şehrin dışına çıkıp kemiğin üzerinde kalan küçük et parçalarını yemesi ve sonrasında midesinin bunu kabul etmemesi gerçekten acı veriyor insana. Açlığı hiç böyle bilmemiştim. Kahramanımız onur ve gurur abidesi bilemiyorum böyle bir durum da bu kadar onur ve gururunu koruyabilecek kaç tane insan çıkar diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
Kesinlikle okunmaya değer bir kitap.
Vatan ve Aşk konusu muazzam bir şekilde işlenmiş iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
Vatan, aşk, acı, hüzün, hasret ile başlayan konu mutlu son ile bitiyor.
Öncelikle okunmaya değer bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
Kısa tutacağım...
Fakirlikten çocuğun doktor masraflarını dahi ödeyemeyen bir aile !
Çok değerli bir inci bulunca yüzüne bakılmayan aile bir an da herkesin gözdesi oluyor. Günümüz tabiri ile herkes onlara akraba oluyor. Paraları yok diye akrep sokmuş çocuğa bakmayan doktor kapılarına kadar gidiyor. Sonrasında felaketler peşlerini bırakmıyor. Buldukları inciyi korumak için adam öldürüyor, insanlardan kaçmaya başlıyorlar ve sonunda çocukları da ölüyor! Sonra bu felaketleri başlarına getiren değerli inciden kurtuluyorlar.
Demem o ki bazen hayal ettiğiniz zenginlik vb. Şeyler felaketiniz olabiliyor.
İnsan ne isterse hayırlısını istemeli.
Ve en önemlisi her haline şükür etmeli.
Yaşadığınız hayat bir başkasının hayali olabiliyor.