Çocuklar, baba insanla ana insana baktılar,
onlar ne yapıyorlarsa öyle yaptılar. Hepsi de
tıpkı tıpkısına babalarına benzediler.
Baba insanla ana insan çocuklarını yine
çevrelerine topladılar. Baba insan onlara, -
Yazıklar olsun! diye bağırdı. Hiçbiriniz bizim
istediğimiz gibi yetişmediniz. Hiçbiriniz insan
olmadınız. Hepiniz de insanlıktan uzaksınız.
İnsanlıktan ayrıldınız. Artık ölüyoruz. Yazık
oldu emeklerimize, boşa gitti. Bütün hakkımız
haram olsun, Allah hepinizi kahretsin.
Çocuklar şaşırdılar,
- Peki ama, bize neden beddua
ediyorsunuz? dediler. Biz yanlış bi'şey mi
yaptık yoksa... Size baktık, sizi örnek aldık.
Siz ne yaptınızsa, biz de onu yaptık…
Dünyayı ve yaşamı sevmek, insanı acılar içinde yaşatsa da bunu yapmak, her güneş ışınına şükranla kucak açmak ve acı çekerken bile gülümsemeye tümüyle sırt çevirmemek, gerçek her edebi yapıtın bu öğretisi asla eskimez ve günümüzde her zamankinden daha gerekli, şükrana daha layıktır.