Kıymet

Kıymet
58 okur puanı
Haziran 2015 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Her bünye kendinde yaratabilir ancak kendinde anlamını.
Bu toplulukların hepsinde de hayatın anlamını va'zeden öncüler vardır. Bazen bir peygamberdir bu, bazen devlet başkanı, aşiret reisi, ya da tarikat şeyhi; baba veya kocadır bazılarında. Hayatın anlamını bulmada kolaylaştırıcı, yol gösterici bir rol üstlenmek isterler hepsi de. İlginçtir ki hepsi de erkektir Bedirhan. Bu tür öncülerin bazısı kolaylaştırıcı olmanın, rehber olmanın ötesine geçip kendi hayatının anlamını, "tamamlanmış örnek anlam" olarak görüp herkese dayatırlar. Böylelerine göre kendisi hayatın anlamını büyük uğraşlar sonunda zaten bulmuştur, kerameti kendinden menkuldur, geri kalanlara düşen de bunu olduğu gibi benimseyip kendi yaşamlarının anlamı olarak kabul etmektir. Çoğu insan bunu kocasının, şeyhinin, reisinin sunduğu bir lütuf gibi görür. Yaşamın anlamını yıllarca aramaktansa, emekle inşa etmek için mücadele etmeyi göze almaktansa, "hazırdaki anlamı" olduğu gibi benimsemek daha kolay gelir.
Sayfa 277·Kitabı okudu
... bizi ormandaki canavarlardan gerçekten ayıran tek şey, bizim yiyeceklerin tadını çıkarmamız.
İstanbul Belediyesi sokak kedi ve köpeklerini toplayıp çuvallara doldurur, bunları Hayırsızada'ya dek götürme gereğini duymaz, çuvallar dolusu kedi ve köpek mavnadan denize atılırdı. Yakalanıp çuvala atılmadan önce birlikte uyum içinde yaşayan, çöplüklerde ve çöp tenekelerinde yiyeceklerini arayan o kediler, çuvala sokulunca, herhalde başlarına gelenin birbirleri yüzünden olduğunu sanarak, düşmanca birbirlerine saldırır, çuvaldan kurtulmak için birbirlerini tırmalar, ısırırlardı.
Sosyoloji
Kahrolsun Kahramanlar! Yaşasın Kahramanlık!
Kahramanlar için en yanlış bilgimiz onların korkusuz olduklarıdır. Kahramanların da insan olduklarını unuturuz, daha doğrusu unutmak isteriz. Niçin? Çünkü, düşlemlerimizde kendimizin olmak isteyip de gerçekte olamadıklarımızı hep o kahramana yüklemek isteriz. Korkusuz olmak isteriz, ama korkarız. O zaman bizim yerimize korkmayan bir kahramanı ya bulur yada yaratırız. Özveride bulunmak isteriz, cömert olmak isteriz, ama yapamayız. Bizim yerimize özveride bulunacak, bizim yerimize cömertlik edecek birini ya buluruz yada toplum olarak yaratırız. Bikez o kahramanı bulduk yada yarattık mı, artık o kahramana toz kondurmayız. O kahramanın insan olduğunu unuturuz, unutmak isteriz çünkü.. Böylece kahraman mitleşir, tanrılaşır.
Sayfa 97·Kitabı okudu
İnsan ve Toplum
Türkiye'de ilerici kurumların içinin boşaltılması
Türkiye'de bitmez tükenmez bir tarihsel savaşım vardır. Zaman, zorunlu olarak ileriden, yeniden ve gelecekten yana olduğundan, bu savaşımı da, kısa süreli dönemler dışında, hep ilericiler kazanmaktadır. O zaman gericiler yada sağcılar yada tutucular, baştan karşı koydukları kurumla, teknik araçla, kuruluşla, kavramla başedemeyince, onu yıkamayınca, o kurumu, o teknik aracı, o kuruluşu, o kavramı benimsemeye, özümsemeye çalışıyorlar. Ama nasıl? İçini boşaltarak, yozlaştırarak, anlamını tersyüz ederek... Bağnazlar, bilim, düşün, felsefe, teknik, sanat ve başka hangi alanda olursa olsun, yeniliklere önce karşıkoymuşlar, ama zaman içinde diyalektik yazgıları gereği yenilince, o yeniliği yozlaştırarak, içeriğini boşaltarak, değerini altüst ederek benimsemişlerdir.
Sayfa 15·Kitabı okudu
Siyaset